Allah'ın dostluğu rahmetiyle, kulun dostluğu taatiyle görünür. Allah'ın rahmetinin gelmediği hiçbir an yoktur. Kul gelen rahmeti göremiyor diye taatini kesip dostluğu zedelememelidir.
“Her ne ki arıyorsun; aradığın ancak sensin... İyinin de, kötünün de fidanı senin içinde büyür... Her meyvenin içi, kabuğundan yeğdir... Sen göremiyorsun diye bu âlem yok değildir... Âlemin varlığını ancak kul olarak anlayabilirsin... Allah Muhammed’i önce kul, sonra Resul edindi. ‘Abdühü ve Resulühü’ demekten murat, kulluğun peygamberlikten önde geldiğidir... Allah’a karşı tam kul olmak, varlığa karşı tam hür olmak anlamına gelir... Dünyanın hürriyeti Allah’a kul olmakla mümkündür. Nitekim Hz. Peygamber’in bir adı da Abdullah’tır; yani Allah’ın kulu...”
İnsanın,bulduğu fikirleri, keşifleri, başkalarına anlatamaması kadar zor bir durum yoktur. Yazmak bu yüzden gelecek yüzyıllarda gelecek olan zeki insanlar için belge oluyor. Bu yüzden bir yazar doğan her bebekle yeniden gelir dünyaya.