1919 yılının ilk Ramazan ayını esaret altında geçiriyoruz. Çok acı ve kederli olan bu Ramazan, cephede geçirilen Ramazanlardan daha acıydı. Çünkü cephedeki mahrumiyetlere, gelecekteki güzel günlerin hayaliyle katlanıyorduk.
Oysa şimdi geleceğin karanlığına düşmüş, vatandan ve aileden uzak kalmış bulunuyoruz. Geleceğe dair ümitlerimizi kaybettiğimiz bu acı günlerde, özellikle Ramazan ayı, katlanılması güç bir sefalet hâline gelmişti.
Esirlerin oruç tutup tutmaması konusunda Mısır Müftülüğü'nden alınan fetvada, orucun kişinin tercihine bırakıldığı bildirildi. Bazı arkadaşlar oruç tutuyordu. Onlar için kampta sahur yemeği veriliyor ve ayrıca namaz kılmaları için bir çadır tahsis ediliyordu.
Bu metin, esir düşen Osmanlı askerlerinin 1919 Ramazanı'nda yaşadıkları vatan hasretini, umutsuzluğu ve esaret şartlarını oldukça duygulu bir şekilde anlatıyor. Özellikle “cephedeki Ramazan bile bundan daha kolaydı” vurgusu dikkat çekici.