17. yüzyılın sonunda da Türk askerinin şehidliğe bakışı aynıdır. II. Viyana Kuşatması sırasında öncü Osmanlı askerleri Viyana'ya yardıma gelen düşman ordusu ortasında kalmıştır. Kuşatmayı anlatan Vekayiname'de hadise şöyle anlatılır: 'Böylece 5 ya da 6 bin asker, savaşı peşin peşin kaybetmiş bir halde 80 bin gâvurla karşı karşıya geldi. Ancak onlar için başka bir çıkar yol da kalmamıştı. Bahtlarının kapanmış olduğunu bildikleri halde, kadere boyun eğip atlara bindiler. At üzerinde savaş meclisi kurup şu karara vardılar: "Üç yanımızdan düşman ve dördüncü yanımızdan da suyla çevrilmişiz. Bizim için artık hiçbir kurtuluş umudu kalmamıştır. Ölenimiz şehit, sağ kalanımız gazi olur. O halde, bırakalım da dünyada ve ahirette adımız şanla şerefle anılsın!" Düşmanla çarpışma kararını bu şekilde verdiler.