Yakup Coşkunoğlu

Yakup Coşkunoğlu
@YakupTimur
Sultan I. Selim Bursa Yenişehri’nde kardeşi Sultan Ahmed’i şehit ettikten sonra Bursa’da bütün atalarını ziyaret eder. Sonra Emir Sultan’ın türbesine gelip ruhaniyetlerinden yardım isteyip ziyaret ederken hemen Hazret-i Emir merkadinden, “Ey Selim, ‘Allah’ın iradesiyle hepiniz güven içinde Mısır’a girin’ [Yusuf, 99] âyeti sesi geldiğini bütün ziyaretçiler ve orada bulunanlar duyup, “Müjde padişahım, sana Mısır fethi müjdelendi” diye Selim Şah’ı uyardılar. Kemal Paşazâde Ahmed Efendi bu niyete “el-Fâtiha” dediler. Fâtiha-i şerifi Hazret-i Emir’in de kabri içinde okunduğunu işitip Mısır’a gittiler ve fethettiler.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bugün İngiliz Erkân-ı Harbiyesinden esirlere bir emir tebliğ edildi. Seydi Beşir'de 800 esir kalmış. Bunların İstanbul'a sevkleri kararlaştırılmıştır. Üçüncü mevkide gitmeye razı olanlar iki haftaya kadar gidecekler. Birinci mevkide gitmek isteyenler iki ay daha bekleyeceklerdir. Daha kim durur. Tek gideyim de isterse yaya olsun. Derhal yazıldım. 25 efendi birinci mevki beklemeye razı oldular. Diğerleri hep bu postaya yazıldık. Herkesten razı olduklarına dair birer imza aldılar. Herkeste sevinç başladı. Heyecanla beklediğimiz hürriyet günlerine kavuşacağız. Bu güne kadar çektiğimiz çilelerin son demlerini yaşıyoruz. İstikbalin tatlı ümitleri herkesi güldürüyor. Bir hatıradan ibaret kalan mazinin o kederli günleri bir rüya menzelesine iniyor. Hayatta tecrübe ile geçirdiğimiz bu günler belki de İstanbul'a güzel hatıralar hazırlayacaktır. Bu günler istikbalin bir mikyası olacaktır.
Nitekim Arapların bize bu harpte yaptıkları fenalıklar her an gözümüzün önünde mevcut. Onlarla karşılaştığımızda her Türk sakladığı kinini izhardan çekinmiyor. Bu hal İngilizlere kadar aksetti ve onlar da bir gün bizim kamptan ayrılarak başka kampa sevk edildiler. Bu gidiş gerçi bizim nazar-ı tahkirimiz altında olarak İngiliz muvacehesinde bir “Hurra” sedası altında ayrıldılar.
"Her gün sabah kalkıp da gazinodaki kara tahtadan acaba ne acı havadis alacağız diye ruhumuz titreyerek havadis okurduk. İzmir'in Yunanlılar tarafından işgal edildiği haberi yazılmıştı. Daima meşum haberlere sahne olan o kara tahtaya daima şeametli haberler yazılırdı. Maahâzâ bu gün de okuduğumuz bu haberler her birimizin kalbinde acı ve derin yaralar hasıl etmişti. Tabi bundan müteessir olanlar Türk ruhu ve Türk milliyetini taşıyanlardır. Zira içimizde muhtelif milliyetlerde adamlar var. Onlar bıyık altından gülenlerdir.
Bir ay hitamında Ramazan Bayramı geldi. Evet, o gün çok acı bir gündü. Bilhassa bizimle beraber esir olan Baytar Kaymakamı'nın 23 yaşındaki oğlu, bayram günü pek vazıh bir nutuk verdi. Efrat-ı ailesi arasında olup da bayram günlerini tesit edenler ve günlerini neşe ve sürur içinde geçirenler ne mesut insanlar olduğu gibi, bizler böyle esaret hayatındaki hâlimizle mukayesenin ne kadar acı olduğundan bahsetti. Vatanından uzak, kalpleri titrek, ruhi ıstıraplar içerisinde geçirilen bayram günlerini yaşayan biz esirler, felaket ve ıstıraplarını dökecekleri gözyaşları ile ancak teselli edebilirler. Gerek Ramazan ve gerekse bayram günleri böyle acı hatıraların sahne-i ıstırabı olmakla geçti.