Yakup Coşkunoğlu

Islahat Fermanı’nda Tanzimat Fermanı’nda olduğu gibi herkesin can ve mal emniyeti, ırz ve namus güvencesi olduğu vurgulanıyordu. Kanunlar önünde herkes eşitti. Gayrimüslimler de Müslümanlar gibi askerlik yapacaklar, farklı vergiler vermeyeceklerdi. Bu, hukuk eşitliğinin bir gereğiydi. İltizam sistemi kaldırılacak, rüşvet önlenecekti. Hiç kimse din ve mezhep değiştirmeye zorlanamazdı. Fermanda ekonomik durumun düzeltilmesiyle ilgili hususlar da yer alıyordu: Bütçe sıkı bir şekilde denetlenecek, bankalar kurulacak, yabancı sermayeden yararlanılacaktı. Ceza ve ticaret kanunları yapılacak, hapishane sistemi iyileştirilecek, Müslümanlarla Gayrimüslimler arasındaki davalar için karma mahkemeler kurulacaktı. Gayrimüslim cemaatleri dönemin şartlarına göre yeniden yapılandırılacaktı. Müslüman-Gayrimüslim eşitliği önemle vurgulanmış ve gayrimüslimlerin haklarının ne şekilde güvence altına alınacağı belirtilmişti. Osmanlı tebaasından birine karşı küçük düşürecek hitaplar yasaklanmıştı. Merkez ve taşradaki yönetim organlarına gayrimüslimler de alınacaktı.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
AVRUPA’NIN ZORUYLA YAPILAN REFORM: ISLAHAT FERMANI Avrupalı devletler, Kırım Savaşı (1853-1856) sırasında Tanzimat Fermanı’nın yeterli olmadığını söyleyerek Osmanlı İmparatorluğu’na ülkesindeki gayrimüslimlere yeni haklar verilmesi için devamlı baskı yaptılar. 1856 Paris Antlaşması’ndan önce barış şartlarını belirlemek için Viyana’da toplanan konferansta da aynı meselenin üzerinde durdular. Osmanlı İmparatorluğu bunu, kendi iç işlerine karışma olarak gördüğü için kabul etmedi. Yeniden toplanan Viyana Konferansı’nda, Müslüman olmayan Osmanlı tebaasına verilen imtiyazların genişletilmesi ve barış antlaşmasından önce ilan edilmesi kararlaştırıldı. İngiliz Elçisi Stanford Canning, İslâmiyet’ten ayrılmayı yasaklayan şer’i kanunların da değiştirilmesini istedi ve bunda da başarılı oldu.
İmparatorlukta yeni bir ahenk oluşturmayı hedefleyen Tanzimat, bir bakıma dinler ve de cemaatler arasındaki mevcut düzenin bozulmasına sebebiyet vererek çeşitli hoşnutsuzlukların çıkmasına neden oldu. Müslümanlar ile gayrimüslimler arasındaki küçük bir huzursuzluk kısa sürede kanlı bir çatışmaya dönüşebiliyordu. Lübnan hadiselerinde, Cidde hadiselerinde hep bu dinî gerginlik ön plandaydı. Tanzimat’ın uygulanmasına yönelik tepkiler, imparatorluğun doğusunda genelde hoşnutsuzluk ya da bir isyanla neticelenirken, batısında ise Niş ve Vidin isyanları örneklerinde olduğu gibi derhal milliyetçi karakter taşıyan ve büyük güçlerin ilgisini çeken daha büyük meseleler hâlinde tezahür etti.
Tanzimat’la ilan edilen yeni askerlik anlayışı ve uygulaması imparatorluğun geniş coğrafyasında, halk nezdinde hoşnutsuzluk doğurdu. Halep’te, Bosna ve Hersek’te, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bazı aileler çocuklarının mecburi askerlik hizmetiyle mükellef tutulmasına karşı çıktılar. İmparatorluğun gayrimüslim tebaasının askerlikle mükellef tutulması meselesi ise Tanzimatçıları yıllarca uğraştıran bir mesele oldu ve ancak İttihat ve Terakki’nin iktidarı döneminde gerçekleştirilebildi.
Bazı eyaletlerin sınırlarının Tanzimat’la birlikte yeniden tespit edilmesi süreci, kimi durumlarda devletin başını ağrıttı. Mesela Cizre ve Midyat’ın Diyarbakır’a mı yoksa Musul’a mı bağlanacağı meselesi bölgede Bedirhan İsyanı’nın çıkmasına sebep oldu. Bedirhan Bey’in akrabalarından bazıları da Van’da isyan ederek, Tanzimat’ın vergi düzenlemelerinin hayata geçirilmesini önlediler.