Yakup Coşkunoğlu

Ucuz ve bol petrol sayesinde Amerikan ekonomisinin büyümesi ve güçlenmesi, bunun yanında Amerikan yaşam tarzının korunması gerekmektedir. Tankerler her gün Hürmüz Boğazı’ndan geçip dünya pazarlarına 14 milyon varil petrol taşımaktadır. Bu boğazın açık tutulması şarttır. Amerika’nın her defasında askeri güç dahil olmak üzere gereken her yola başvuracağı kesindir. ABD’nin toplam petrol tüketimi ortalama günlük 19,7 milyon varilken, 2005’te %44 artışla, 28,3 varile yükselmektedir. Ülke içi ham petrol üretimi ise günlük 5,7 milyon varilden, 4,6 milyon varile düşmüştür. Şu anda, Amerika’nın dev otomobil, tır, otobüs, uçak, tren ve gemi filolarında tüketilen yakıtın %97’si petrol ürünlerinden karşılanmaktadır. ABD Enerji bakanlığının tahminlerine göre ABD’nin toplam enerji tüketiminde petrolün payı, 2025 yılında da, bugün olduğu gibi %41 olarak kalacaktır. Petrol sanayiye dayalı ekonomisinin özünü teşkil etmekte, ana enerji kaynağı ve ekonomik büyümesinin en temel öğesidir.
Reklam
Amerika’nın Ortadoğu’da yürüttüğü politikaların temelinde iki sebep vardır. Birinci sebep Amerika’nın petrol tiryakiliği, ikinci sebep de bölgedeki ülkelerin başında bulunan yönetimlerin Amerika bağımlılığıdır. Dünya petrol rezervinin %65’i körfez ülkeleri topraklarındadır. ABD, petrol ihtiyacının %20’sini, Batı Avrupa %34’ünü, Japonya %68’ini buradan sağlamaktadır. Amerika şu anda toplam petrol ihtiyacının yarısından fazlasını (sadece %20’si körfez) ithal petrolle karşılamaktadır. İthal petrol ve ulusal güvenlik aynı şeydir ABD için.
Dünya her zaman eşitsiz olmuştur. Gücün hukuku egemendir. Küreselleşme ile değişen sadece gücün, kitle iletişim araçlarıyla, dünyanın her köşesinde hissettirilmesi olgusudur. Güçlü devlet denetlenemeyen devlettir. BM Güvenlik konseyinde vetoya yetkili 5 daimi üye vardır. Buna rağmen 2nci Irak savaşında ABD daimi üyelerin karşı olmasına karşın gücünü kullanmıştır. Nükleer silahlara bazı ülkeler sahip iken diğerlerinin sahip olmasını önlemek için uluslararası sözleşmelerin imzalanması istenmektedir. Egemenler dünyasında gücün kaybolmasını önlemek için uygulanan küresel anlayış budur.
Dış politikasını, askeri gücünü, ekonomik yapısını, kültürel dokusunu bir başka ülkeye veya ülkelere endeksleyen bir ülkenin işgaline gerek yoktur. Çünkü böyle bir devlet orta ve uzun vadeli devlet politikaları belirleyemez ve uygulayamaz. Çağın sömürge sistemi ekonomik bağımlılık, düşünce melekelerini başkasına teslim ederek uyuşup, algılama zafiyetine uğramaktır.
19ncu yüzyılda, nerede ise dünyanın %60 yaşama alanı yerlerindeki toplum, halk ve milletlerin siyasi düzeni, sömürge statüsündeydi. Sömürgelerin büyük bölümü Avrupalılara aitti. Buralar, hakim devletin sınırları dışında sahip olduğu, yönettiği, siyasal ve ekonomik çıkar sağladığı topraklardı. Birinci Dünya Harbi sonunda Osmanlı Devleti topraklarından, Hicaz, Suriye, Lübnan, Irak, yarı otonom Mısır ve Kıbrıs da, İngiliz ve Fransız manda ve vesayeti altına girdi.
Reklam