Yakup Coşkunoğlu

Yakup Coşkunoğlu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·168 syf.·
2026 26. kitabı
Muhammed Yazıcı
8.9/10 · 63 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖

Yakup Coşkunoğlu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·240 syf.·
2026 25. kitabı
Nilhan Osmanoğlu
9.3/10 · 87 okunma
Tekkeler sırlanınca Hacı Bektaş Dergâhı’nın son şeyhi Salih Niyazi Baba (ö. 1941) bir müddet sonra Arnavutluk’a intikal edince tarikatın merkez dergâhı da oraya taşınmış oldu.⁵ Mısır Bektaşî dergâhının son şeyhi de Arnavutluk doğumlu Ahmet Sırrî Baba’dır. (ö. 1963)⁶ Bu zat dünya Bektaşilerinin lideri olarak 1952 yılında Türkiye’ye gelmiş ve Cumhurbaşkanı Celâl Bayar ile görüşmüştür. Ancak 5-6 Ekim 1952 tarihli gazetelerde yer alan şu haber başlığı bazı tavırların hâlâ değişmediğini göstermektedir: “30 Bektaşî Dün Gece Ayin Yaparken Yakalandı”. Bu arada Bedri Noyan gibi bazı Bektaşîler, kendilerinin yetkili “baba” olduklarını ileri sürerek yaş-kuru topladığı bütün bilgileri bir araya getirerek ciltler dolusu eser yazanlar olduğu gibi Hacı Bektaş Veli’nin Makalat’ını akademik bir disiplin içinde neşreden Esad Coşanlar da sahada yer aldı.
Burada bir ek bilgi daha verelim. Yeniçerilikten sonra onun bıraktığı boşluğu doldurmak üzere kurulan ve Yeniçeri kelimesine göre çok daha dinî bir anlam ifade eden Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye’nin de tarikatı vardı. Yani Osmanlı, yaşadığı bunca hâdiselere rağmen tarikatsız bir ordu düşünemiyordu. Bu kardeş tarikat Nakşilik değil, Mevlevilik’ti. Fakat bu “izdivaç”tan Yeniçeri-Bektaşî mahabbeti gibi bir birliktelik oluşmadı. Niçin? Bize göre önemli sebeplerinden biri bu ilişkinin tabii şartlar içinde değil ısmarlama oluşuydu; Devlet’in yönlendirmesiydi. Ismarlama işler ile birliktelik oluşsa da aşk ve mahabbet oluşmaz, oluşamaz.
Evet, 1826 müdahalesiyle Yeniçerilik tarihe karıştı ama Bektaşîlik karışmadı. Bunun da sosyal psikoloji açısından iyi tahlil edilmesi gerekir. Yani bir toplumun zihniyetinde/gönlünde var olan bir düşünme ve yaşama tarzının zorla/kanunla ortadan kalkması, kaldırılması mümkün olamamaktadır. Bu hakikati günümüze taşıyalım ve şöyle diyelim: Cumhuriyeti kuranlar bu gerçeği doğru okuyabilselerdi 1925 tarihinde daha farklı, daha gerçekçi bir karara imza atabilirlerdi. Ama at(a)madılar.