“Bütün dinlere üstün kılmak üzere Resulünü hidâyet ve hak din ile gönderen Odur. Buna şâhit olarak Allah yeter. Muhammed Allah’ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar da kâfirlere karşı şiddetli, kendi aralarında ise pek merhametlidirler.”
Fetih Sûresi, 48:28-29.
Benim vazifem yürümektir doğru olan yolda
Varacağım menzili takdir eden Allah'tır.
O hesap, buluşma, kavuşma, adalet noktasına geldiğimde, hep doğru olan yoldan sana gelmeye çabaladım diyebilmek benim için en büyük mutluluktur.
Bu yolda hastalık, başarı ya da başarısızlık, sevinç ya da üzüntü, kavuşmak veya ayrılık ne çıkarsa karşıma bu sebeplerden merhamet dilenmeyeceğim doğru yolda yürümenin lezzetini ve haklılığın şerefini tadacağım.
Şimdi İman doğruluktur diyen Üstadımı daha iyi anladım.
İdam edilmek üzere olduğu halde, eşine beni haklı bir sebep için assalardı daha mı iyi olurdu diyip teselli veren ve hayatının en son anında bile doğruluğun tadının, ölümün acısından daha lezzetli olduğunu kavramış filozofu daha iyi anlıyorum.
"Bir pencere bana kâfi geldi, yeter" diyemezsin. Çünki senin aklına kanaat geldi, hissesini aldı ise; kalbin de hissesini ister, ruhun da hissesini ister. Hattâ hayal de o nurdan hissesini isteyecek.