Fakat para, huyu gereği, bir kez kazanıldı mı-sözde- satın alınmaz olanı almayı kafaya koyar. Belki ilk nesil dünyevi zenginlikle mesut olabilir fakat sonra gelenler paraya dayalı olmayan ve geçmişte ancak kan yolu ile elde edilebilen bir imtiyazı arzularlar
İtalyanca banco (daha sonra banca): masa, sıra ya da tezgah, üzerine yazı yazılıp hesap yapılabilecek ve ticaret yapan insanların karşılıklı oturabileceği bir şey.
Paraların üzerine daima kralların resimleri konulmuştur. Tanrı tarafından tayin edilmiş olan hükümdar takas işlemlerinin şartlarını belirledi yani yönettiği tebaa arasında karar veren oydu.
Anlaşılan ölüme yaklaştıklarında zenginler için tefecilik en çok korktukları günah hâline gelmeye başlıyordu. Gayri meşru çocukları, Kuzey Afrika ve Slav ülkelerinden getirdikleri çocuk kölelerle seks yapmaları, tamahkarlik, oburluk ve umumi aşırılıkları onları bu denli rahatsız etmemişti.