Hanife

Farabinin aklın yerine nakli, kâl in yerine hali, nazarında yerine keşfi koyması düşünülemez bile.Netice olarak diyebiliriz ki ,Farabinin mistisizmi entelektüel bir mistisizmdir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Farabinin Mevlanada gördüğü şey sadece oye dünyacı mistiklik,görünen dünyayı reddeden, ve ondan kacinmayi ögütleyen çiçekçilik, terazinin kefesini òbür dünya lehine bozan bir yaşama tutumdur.
Şüphesiz ruha bedenden,öbür dünyaya bu dünyadan daha fazla değer vermekle birlikte,biri olmaksızın diğerinin olabileceğine, birini feda etmek suretiyle diğerinin kazanilabilcegine inanmamaktadir.
Doğru bir şekilde anlaşılan din ile gerçek felsefe arasında ;Doğru inanç, aydınlatılmış inanç ile hakiki bilgi ,yani bilim arasında hiçbir görüş ayrılığı, çatışma olamayacağı, olmaması gerektiği görüşüne götürür ki,bu görüş de en çarpıcı ifadesini ileride İbni Rüşd'ün "Felsefe ile şeriat süt kardesidir" ünlü sözünde bulacaktır.
Farabi, İslam ile Yunan siyaset felsefesini uzlaştırmaya çalışmış ilk filozoftur.