Pek çok kişi sarp bir uçurumun kenarındayken yürümeye devam etmeyi aptallık sayarken , Pyrrhon bunu yapmaz. Duyuları onu aldatabilecegi için onlara güvenmez. Ayaklarının uçurumun kenarında kıvrıldığını ya da öne doğru devrildigini hissetse bile aşağıdaki kayalara düşeceğine ikna olmaz. Kayalara düşse bile sağlığına zarar vereceği bile onun için açık değildir.
Pyrrhon hayata şöyle yaklaşırdı. Duyularımıza tamamen güvenemeyiz. Örneğin karanlıkta gördüğünüz birsey hakkında kolayca yanılabilirsiniz.Tilki gibi görünen birsey sadece bir kedi olabilir.Birinin size seslendiğini düşündüğünüz zaman yalnızca ağaçlar arasında esen rüzgarı isitmis olabilirsiniz. Duyularımız bizi oldukça sık aldattığı için onlara asla güvenemeyiz der Pyrrhon.
Hiç kimse bir şey bilemez,hatta bu bile kesin değildir. Doğru olduğuna inandığımız şeylere güvenemezsin çünkü yanıyor olabilirsiniz. Hersey sorgulayabilir, her şeyden şüphe edilebilir. Bu nedenle yapabileceğimiz en iyi şey, açık fikirli olmayı sürdürmekte. Kendinizi bir düşünceye atarsanız hayal kırıklığına uğrarsınız. Bu eski Yunan ve daha sonra Romanda birkaç yüzyıl popüler olan felsefi bir akıtılan Şüpheciliğin ana öğrentisiydi.
Yüksek bir yerden aynı boyutta bir ahsap ve metal parçası alsaydınız ne olurdu dersiniz?Aristoteles ağır olanın, metal parçadan daha hızlı düşeceğini düşünmüştü.Aslinda olan bu degildi
Peki bu mutluluk arayışı ne anlama gelir?Günümüzde mutluluğu arayın dediğinizde çoğu kişi eglenebilmenin bir yolunu düşünür. Belki de sizin için mutluluk ,egzotik tatillere çıkmak, müzik festivallerine ya da partilere gitmek yada arkadaşlarınızla zan geçirmektir.Sevdiginiz kitapla bir yere kıvrılmak yada bir sanat galerisinde gezmek anlaminada gelir.Aristoletelese göre Rum bunlar iyi jir yaşamın parçası olabilirdi ama yaşamanın en iyi yolunun dışarıya çıkmak ve haz aramak olduğuna kesinlikle inanmıyordu.