Mehmet Zülfü Yarcel

Mehmet Zülfü Yarcel
@Yarcel
“Vuslat” “Pencere” “Beyaz Şapkalı Kadın” kitaplarının yazarı…
Gazze!.. Bayramların kara rengine büründüğü şehir!..
Filistin
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
HÂLÂ İNSAN KALABİLDİK Mİ? “Ölüm, kalanın yüreğine emanet bırakır ayrılığın keskin acısını.” Her zaman kalan için acıdır ölüm; gidenin pek umrunda değildir ki artık dönüşü olmayan bir yola girerek dünyaya dair ne varsa bırakıp gitmiştir zaten. Bu açıdan bakarsak aslında Gazze’de insanların yaşadıklarını, düşmanın onlara yaşatmak istediklerini daha iyi anlayabiliriz. Katledilen onca insan değil de onların acısını yaşayan, yasını tutanlardır asıl cezalandırılan ki “Ölüm, her türlü acının son bulduğu bir başlangıçtır.” Bundan daha öte bir eylem yoktur bu yalan dünyada. Çocukları öldürmeleri de bundan kaynaklıdır esasen. Çünkü evlat acısının ağırlığını taşıyabilecek bir sözcük yoktur hiçbir dilde. Sözlüklerde karşılığı olmayan bir acının ağırlığı, yaşamayanlar tarafından bilinemez. Böylesi acılar yaşatarak insanların dirençlerini kırmaya çalışıyorlar ancak unuttukları temel ve sarsılmaz bir şey var “iman!” Böylesi büyük acıların karşısında dimdik ayakta kalabilmek imanla, inançla iligili olabilir ancak yoksa başka bir açıklaması olamaz. Onların güçlü silahları bu “iman”ın karşısında elbet bir gün yenilecektir. Herkes acısını içine atıp üzerlerine çöken karanlığın ellerinin kalkacağı günü sabırla bekliyor. Dağların ardından onlar için doğacak olan o günün şafağını bekliyorlar. Onlar için gün muhakkak doğacaktır ancak bizim için bunu diyebilir miyiz?.. Bizler her şeye rağmen hayatlarımıza devam ediyoruz. Kimimiz gözlerimizi kapatarak, kimimiz kulaklarımızı tıkayarak yaşanılanları görmezden gelebileceğimizi düşünerek her gece başımızı yastığa koyuyoruz, sabahını göreceğimizin belli olmadığı bir sabah için. Ancak ne kadar uğraşırsak uğraşalım hâlâ sahip olduğumuz (varsa tabi) vicdanımızın sesini kısamayız. O bıkıp usanmadan kendini bizlere duyurmaya çalışacaktır. Bazen
Filistin
“Nasıl ki gidenin değil de kalanın omuzlarındaysa ayrılığın yükü, ölüm de gidenin değil kalanın yüreğine bırakır acısını.”
Hayata Dair
O BİR EVLAT, O BİR ABLA, O BİR ANNE!… Küçük bir kız çocuğu olarak gözlerini açar bu yalan dünyaya. Etrafa öyle naif gülücükler saçar ki!… Hiçbir şey yapmadan sevdirir kendini. Babasının nazlısı, işvelisi, edalısı; annesinin sırdaşı, eli ayağı olur. Derken çocukluktan çıkıp koca bir kız oluverir zamanın nasıl geçtiğini anlamadan. Babası onu en güzel sıfatlarla sevmişken ilk ünvanı eklenir isminin sonun “abla” diye. Artık sorumluluk almaya başlar. Yaşının kaç olduğu çok da önemli değildir onun için. Kardeşi olduğu gün çocukluktan çıkıp ertesi gün bir ablanın görevleri yüklenir narin omuzlarına!… Zaman durmaz elbet geçip gider ve onu da kendi ardınca büyütür, serpiştirir boylu boyunca. Bir yiğidin gönlüne düşüverir bir bakışıyla ya da yanağına kondurduğu bir gülüşüyle. Artık birileri için “yâr” oluverir ve kalbin her atışında adı yankılanır orada. Nice uykusuz gecelere salar gönlüne düştüğü delikanlıyı. Sevda kolay değildir…Allah’ın emri ve Peygamberin kavliyle uçarken baba evinden artık başka bir dala konma vakti gelip çatar bir gün. Kendi yuvasını kurar yavaş yavaş. Zamanın pek acelesi yoktur fakat insanoğlu yetişmek için ne kadar çabalasa da yetişemez ona. Kucağına alınca çarpan minik kalbi, ellerinde minik elleri tutunca artık “anne”lik diye kutsal bir sıfat bahşedilir kendisine. Çoğu zaman ismi unutulur ve yüreklerde yalnızca anne diye yer alır, dillerden anne diye dökülüp yankılanır göklerde. Mutlulukta da hüzünde de ilk o gelir akla. Bir gülüşün sebebi, gözyaşının silenidir!..Ayaklarının altında seriliverir cennet. Kendinden vazgeçişin ilk adımıdır. Evladını canından da öteye koyar. Artık zamana yetişmekten vazgeçer ve kendi halince yol almaya başlar saçlara aklar düşünce. Dün kucağına evladını alırken şimdi dizlerinin dibinde masallar anlatır torununa. Yüzünde
Hayata Dair
“Yanlış insanlarda doğru aranmaz ancak kişiye doğruyu bulduracak olan da o yanlış insanlardır.”
Edebiyat