Şafak pala

Şafak pala
@YarimAdam
facebook.com/694432294013872... Doğrudan demokrasiyle yönetilen, organik tarıma dayalı, teknolojik bağımlılıktan kurtulmuş bir köyde yaratacağımız kurgusal eserlerle dünyaya format atabiliriz
Yazar
Lisans
Düzce
Ankara
6 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
Yarım Adam Romanının Yorumları
**Kitabın 1.baskısında yer alan yorumlardan birkaçı: "Uzun zamandır bu kadar sürükleyici bir kitap okumamıştım. Bir çırpıda sekiz bölüm bitti. Okurken tüm sahneyi hayal dünyamda canlandırabiliyor ama bir sonraki bölümü kestiremiyorum. Büyük heyecan, yüreğinize sağlık." Hatice Reyhan Türk / Haziran 2018 Uşak "95 yaşındaki annem: 'Bu kitap bitmeden ölmem, çok beğendim,' dedi." Emine Hülya Kara / 4 Haziran 2018 Karşıyaka/İzmir "Kitabın bir yerinde geçen şu cümle yazarın bakış açısını özetler nitelikte: 'Yani sen şimdi ütopyanın önce kurgusunu yazacak, sonra da onu gerçekleştirmeye mi çalışacaksın?'" Aytül Örcün / Akhisar Postası Edebiyat Sayfası 11 Ağustos 2018 "Gece karanlığı, gündüz ise aydınlığı seçmez, ama biz hangisini takip edeceğimizi kendimiz belirleriz..."Kader ancak bu kadar güzel anlatılırdı. Felsefi düşünceleri inceden ruhumuza işledin Yarım Adam. Hem bitmesin istiyorum, hem de bir an önce diğer bölümlerini okumak..." Sevinç Temiz / 17 Temmuz 2018 Ankara
Sayfa 2·Kitabı okudu
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sinei Okura Dönüş
SONSÖZ Sine-i Okura Dönüş Sahip olduklarımız bize sahip oluyor. Hangimiz eve hizmetçi olarak giren konforun zamanla başımıza ev sahibi kesilmesinden şikâyetçi değil? Hangimiz hapsedildiği yaşam tarzından memnun? Peki, kaçımız zincirlerini kırıp dışarı çıkmaya çalışıyor? Büyük bir felaket olsa ve her şeyimizi aniden kaybetsek bunun bize nasıl bir cesaret vereceğini görmek istiyordum. Yalnız şöyle bir sorun vardı, İstanbul gibi bir şehri yerle bir etmek, sonra da onu dile getirip felaketin kurtarıcı etkisini ondan dinleyebilmek usta kalemlerin bile ödünü patlatacak derecede zordu, zaten öyle olmasa bu kadar hayati bir konu ilk kez ele alınmazdı. Üstelik ben daha önce hiç kitap yazmamıştım ne yayınlanmış makalem ne de öyküm vardı. Lisede soğutulduğum ve hep mesafeli yaklaştığım edebiyatla aram hiç iyi değildi. Yazabilecek miydim bilmiyordum, tek bildiğim yazmak zorunda olduğumdu. Yaşayamıyor, çevremde olanlara katlanamıyordum; içimde büyük bir kavga vardı, yazarak kavgamı kâğıt üstünde vermezsem boğulacaktım. Yedi yıl gece gündüz çalışıp yazdıktan sonra kitabıma yayıncı bulamadım ve gerçek bir yıkım yaşadım. Kitabımdaki karakterle aynı noktaya gelmiştim. Geriye baktığımda limandaki gemilerden dumanlar yükseliyordu. Mesleğimi bırakmış sayılırdım, gelirim kalmamıştı. Üstelik yalnız değildim, bakmakla yükümlü olduğum bir ailem vardı, ne yapıp edip kitabımı yayınlatmalıydım; ama ne yaptıysam olmuyor, yazarın popülerliğine metinden daha fazla değer veriliyor, yayıncılar dosyayı bile okumuyorlardı. Büyük yayıncılarımızı protesto etmeye karar verdim ve sine-i okura dönüp romanın bölümlerini 02.06.2018 tarihinden itibaren sosyal medyada yayınlamaya başladım. Kitabımın geleceğine yayıncılar değil, hiçbir aracıya ihtiyaç duymadan doğrudan ulaştırdığım okurlar karar
Edebiyat
Yarım Adam Romanı 1 ve 2.Bölüm
İstanbul'u bir roman kahramanı olarak görmek isterseniz genç bir mimar olarak ete kemiğe büründüğü Yarım Adam Romanının ilk bölümlerini burada okuyabilirsiniz: 1.Bölüm Elli Beş Saniye Tüm hayatı elli beş saniyede değişti. Elli beş saniye; yaşadıklarını anlayabilmesi için çok kısa, kaosla tanışmanın şiddetine dayanabilmesi içinse çok uzundu. İstiklal Caddesi'nde bir alışveriş merkezindeydi. Dört nisanda en sevdiği arkadaşı Cansu'nun doğum günü vardı, buraya ona hediye almak için geldi. Eli kolu poşetlerle doluydu. Her zamanki gibi dayanamadı, hazır eski mahalleye gitmişken oradaki çocuklara dağıtırım diye ihtiyaç duyabilecekleri şeyleri almaya başladı: Kutu kutu kalemler, minik ayakkabılar, etekler, kazaklar, pantolonlar, montlar... Poşetleri AVM'nin otoparkında bulunan arabasına bırakıp mağazaları rahat rahat dolaşmayı planlıyordu. Asansöre doğru yürürken telefonu çaldı. Çantasını güç bela açıp telefonunu çıkardı. Arayan annesiydi. "Aden merak ettim seni, neredesin?" "Alışverişteyim anne." "Kızım yine mi alışveriş? Eve ne zaman geleceksin?" Saatine baktı, 18.45'i gösteriyordu. Nasıl da çabuk geçmişti zaman. "Akşam yemeğine yetişemem, biraz gecikirim." "Bak tatlım, bu ayki harcamaların babanın gözüne çok battı..." Annesi onu dikkatli harcama yapması gerektiği konusunda uyarırken bile gözünü vitrindeki minik elbiselerden alamıyordu. Çocuklar için öyle güzel kıyafetler vardı ki bu durumda cebindeki kredi kartlarıyla ölçülü olabilmesi imkânsızdı. Annesi çok geç kalmamasını söyledikten sonra telefonu kapattı. Aden otoparka inmekten vazgeçti ve hızlı hızlı yürüyüp mağazaları dolaşmaya devam etti. Cansu'nun sevdiği tarzda ürünler satan bir mağaza görünce durdu. Gözü vitrindeki bir elbiseye takıldı. İşte oradaydı, aradığı hediye vitrinden ona göz kırpıyordu. Bunun
Edebiyat

Şafak pala

, 2019 okuma hedefini ekledi.
2019 OKUMA HEDEFİ
1/10 kitap - %10 tamamlandı
1 kitap okudu
10 kitap
354 sayfa
1 inceleme
3 alıntı

Şafak pala

, 1000Kitap'a katıldı.