Şafak pala

Şafak pala
@YarimAdam
facebook.com/694432294013872... Doğrudan demokrasiyle yönetilen, organik tarıma dayalı, teknolojik bağımlılıktan kurtulmuş bir köyde yaratacağımız kurgusal eserlerle dünyaya format atabiliriz
Yazar
Lisans
Düzce
Ankara
6 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
3 Sekizinci Tepe Dolmabahçe / Beşiktaş Depremin İlk Sabahı Kızılay çadırına vuran yağmur damlalarının sesiyle gözlerini açtığında evinde olduğunu sandı bir an. Çadırın içinde yorgunluktan sızanları, uyanık olup da halen depremin şokundan çıkamamış, ağlayıp yakınanları görünce her şeyi hatırladı. Gözleri Zeynep'i aradı, çadırda değildi. Savaş ve İstanbul da yoktu. Oysaki Dolmabahçe'ye hep birlikte gelmişlerdi. Evleri şehrin öbür yakasında olan gönüllü kurtarma ekibindekilerle birlikte sabaha karşı çadıra girip bir köşeye kıvrıldığında ailesini düşünürken uyuyakalmıştı Aden. 'Bir deniz aracı bulmuş olsalar Zeynep bana haber vermeden karşıya geçmez, buralarda bir yerde olmalılar.' Enkazdan çıkardıkları çocuğu, profesörün kucağında tatlı tatlı uyurken görünce onu uyandırmamaya dikkat ederek yavaşça dışarı çıktı. Yağmur bekliyordu ama yanılmıştı. 'Yağmurun hiç canı yokmuş, hemen kesiliverdi.' Saati merak etti. 'Sanırım öğlen olmuştur, aramamı bekliyorlardır.' Ailesiyle hâlâ konuşamamıştı. Evde oldukları ümidiyle kendini rahatlatmaya çalıştı. Onlardan haber almadan rahatlaması imkânsızdı. Bir süre telefon aramakla geçti. Kime sorsa şarjının bittiğini söyledi, elektrik olmadığından hiç kimse telefonunu vermek istemiyordu. Yıkılmış şehrin içler acısı halini gördükçe içini büyük bir çaresizlik kapladı. Alışkanlıkla gözü bir an saat kulesini aradı, tabii ki yerinde yoktu; daha doğrusu burada ağaçlar dışında hiçbir şey yerinde değildi. Dolmabahçe'nin yüz yıl önce kocaman kayalarla doldurulan çürük zemini onca çabaya rağmen tutmamış, depreme dayanamamıştı. Dolmabahçe Sarayı'nın neredeyse tamamı denize uçmuştu. Koskoca saraydan geriye kalan az miktardaki molozların ürpertici soğukluğu kanını donduruyordu. Saray kalıntılarındaki toz ve beton karışımının nemli kokusunda ölümün
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yazmasaydım..?
10/10
·354 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
·
2642 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2019 05:49
Bu kitap benim için ölüm kalım meselesi oldu... Yazmasaydım delirecektim... Hoş şimdi de aklı başında biri değilim ama en azından artık ne kadar deli olduğumu bilmemi sağlayan bir eserim var. Kısacası delilerden farkım ne kadar deli olduğumu bilmemi sağlayan bir eserimin olmasıdır. Bundan sonraki hedefim aklı başında değil gönlü başında olmaktır. Allah okuyucularıma akıl fikir versin, bana da bol bol ilham :)
Edebiyat
Yarım AdamŞafak Pala · Takas Kütüphanesi · 201991 okunma

Şafak pala

, bir kitap okudu
10/10
·354 syf.··
Beğendi
·
2642 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2019 05:49
·
2019 1. kitabı
Şafak Pala
8.3/10 · 91 okunma
Haydi, ne duruyorsunuz? Yanaşın siz de kulak verin bu hikâyeye. Ben denizlerin gökyüzüne ayna kesildiğini zannediyordum; ama ne gökyüzü denizlere yansıyormuş ne de denizler gökyüzüne. Maviliklerin sırrı evrenin sonsuz karanlığında gizliymiş. İşte biz dünyamıza renk veren bu karanlıktan siyah ışık sağdık ve ben şimdi size bunu nasıl başardığımızı anlatacağım. Ve hakikate giden yolu o ışıkla nasıl aydınlattığımızı Ve özgürlüğü felaketin avuçlarından nasıl kana kana içtiğimizi...
Edebiyat
Felaketten huzur, hayvandan insan ölümden yaşam sağabildiğim için bu ismi seçtim. Simyacı değilim, toprağı altına dönüştüremem ama ayaklarının yere basmasını sağlayarak seni kendine dönüştürebilirim ve inan bana bundan daha değerli bir hazine bulamazsın.
Edebiyat