Samimi olarak öğrenmek istemeyenler, Allah'ın dinine karşı büyüklük taslayanlar, "Ben kendime yeterim, Allah'a ihtiyacım yok" diyerek kibirlenenler, Kur'an'ın mucizelerini kavrayamazlar. Bunlar mucizeleri görselerde inatlarından dolayı bu delillere karşı ilgisiz kalırla. İnkarcıların bu tipleri dışında dini, toplumun bir geleneği gibi algılayan ve çevre baskısının kendi üzerindeki etkisi, gerçeği bulma arzusunun önüne geçenler de Kur'an'ın mucizelerini anlayamamaktadırlar. Kur'an'ın doğa bilimlerindeki, matematiksel alandaki mucizeleri insan aklına seslenmektedir. İnsan aklını yok kabul eden, dini, akıl yürütme sürecinin olmadığı bir inanç tarzı olarak görenler ve dini karlı bir ticaret aracı olarak kullananlar da bu mucizeleri anlayamazlar. Dini ticaret aracı olarak gören zihniyetin elemanları, dinin, sahte dini otoritelerden öğrenilmesini isterler. Dini anlama sürecine aklına karıştırılmasından hoşlanmazlar. Çünkü aklın karıştığı dinde, din adına uydurulanlar ve tüccar, sahtekar, menfaatçi din adamları tahtlarından indirilir. Bu karlı geçim kapısı, insanların siyasi ve maddi açıdan manipüle etme aracı, ellerinden alınır.
Eğer Kuran'ı sadece ölülerin arkasından okunan bir kitap olarak görmeyi bırakır ve hayatımızda rehber edinirsek, ondan gerekli şekilde istifade etmemiz mümkün olabilecektir.
Kur'an, kitabımız boyunca gördüğümüz gibi mucizelerle doludur, fakat sözde din adına uydurulan birçok kaynaksa zırvalarla doludur. Bu zırvalarla dolu kaynakları dinde rehber edinenler, Kur'an'ı yalnız okuma kitabı gibi okuyup, anlamını anlamaya çalışmayanlar, dine en büyük zararı vermişlerdir.