Onu gerçekten sevmediğini şimdi anlamıştı. Sevdiği şey Ruth değildi, idealize ettiği kendi kafasında yarattığı uhrevi bir şeydi; kendi aşk şiirlerinin ışık saçan ruhuydu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ama belki de bütün hayatlar böyleydi. Görünüşte en yoğun ve yaşamaya değer hayatları yaşayanlar bile en nihayetinde kendilerini böyle hissediyorlardı belki. Dönümler boyu hayal kırıklığı, tekdüzelik, acı ve rekabetin içinde tek tük birkaç mucize ve güzellik vardı. Belki de hayatın anlamı bundan ibaretti.
“Martin Eden için neden biraz üzülmeyeyim? Martin Eden bendim. Martin Eden bir bireyciydi bense sosyalist. İşte bu nedenden ben yaşamaya devam ediyorum. İşte bu nedenden Martin Eden öldü. Bu kitap bireyciliğe bir saldırıdır. Martin Eden başkalarının ihtiyacının farkına varmayan aşırı bir bireycidir. Hayalleri kaybolduğunda uğrunda yaşayacağı hiçbir şey kalmaz.” J.London
Her şeyin anlamı burada yatıyordu; durmadan o yöne doğru sürükleniyordu ve şimdi Swinburne bunun mutlu bir çıkış yolu olduğunu göstermişti ona.
...
Yaşama fazlasıyla tutku duymaktan,
Umuttan ve korkudan azade olmuş,
Kısacık bir minnettarlık hissiyle şükran duyarız
Hangi tanrıya olursa olsun
Hiçbir yaşam ilelebet sürmediği için;
Ölüler bir daha asla dirilmediği için;
En yorgun nehir bile,
Denizin güvenli sinesine kavuşacağı için.
Martine göre yaşam, hasta bir insanın gözlerini acıtan güçlü, beyaz ışıktan farksızdı. Bilinci açık olarak geçirdiği her an yaşam göz kamaştırıcı bir parlaklık gibi dört bir yanında ve tepesinde alev alev yanıyor, canını dayanılmaz boyutlarda yakıyordu...
...İşte şimdi tam burada, bu gemideki önemli bir adam sıfatıyla o cennetin tam göbeğinde, kaptanın sağında oturuyordu ama buna rağmen, kaybettiği cennetin arayışı içinde, geçmişteki günlerinden hatırladığı o baş kasaraya ve kömür sevk ettiği cehenneme kulak veriyordu boş yere. Yeni bir cennet bulamadığı gibi şimdi eskisini de yitirmişti.