Çok güzel bir kitap. Okumaya yeni başlayan çocukların doğru kitaplarla ve dolayısıyla doğru ellerden çıkmış edebiyatla karşılaşmaları için güzel bir tercih olur.
Yazarın kalemine sağlık.
Kumdan HayallerBetül Çakıroğlu · Kumdan Kale · 202411 okunma
Bu ülkede darbe olmasaymış, sağ sol mevzusu yaşanmasaymış konusuz kalan yazarlar ne yaparmış bilmiyorum. Yazar belki farklı bir yerinden tutturmuştur dedim ama sanki yarıya kadar bir hevesle yazmış. Yarısından sonra anlamış ki bu konuda zaten söylenecek her şey söylenmiş, kurgu tıkanmış. "E ben ne yapayım?" demiş. Bakmış ikinci tutan mevzu Alevilik. "Heh!" demiş "biraz da bu sosu dökeyim." Açmış google amcayı. Bulduğunu didaktik şekilde dayamış metne. Madem giriyorsun bir mevzuya, derinleş. O da yok. "Bizim ögretimiz eline, beline, diline sahip ol" diyen Alevi genci, ona zor zamanında yardım eden, annesi yaşında, evli, abla dediği kadına göz diken birine evirivermiş. Burada ne demek istemiş, sahip çıkıyor gibi yapıp yermiş mi o da belli değil. Bunu genç bir yazar adayı yazsa getirse "Bu metinde ne demek istiyorsun?" deriz, "Temanı belirle" deriz, "Bir odağın olsun" deriz. Ama yazan Ayşe Kulin olunca ezbere beğeniyoruz.
Zaten basılmış bir metin konusunda olumsuz yorum yapmaktan pek haz etmiyorum. Fakat zaten söyleyeceğim şeylere örnek teşkil edeceği ve doğruyu yanlış üzerinden öğrenmek sebebiyle okunmasını da tavsiye edeceğim için çok da sakınca görmedim.
Kitap konusu itibariyle eğer doğru müdahaleler yapılmış olsaydı çok daha güzel bir kitap olabilirmiş.
İlk sayfalarda, bir anne-kız telefon konuşması görüyoruz ki bu konuşma kitabın bütününde yaşanacak olayları tetikliyor. Ancak o sahnede öyle bir detay veriliyor ki zaten Türk dizilerine alışkın olan okur pat diye finali anlayıveriyor. Ben böyle bir hatanın yapılmış olamayacağını düşünüp bir ters köşe beklerken tam da ilk aklıma gelenin final olduğunu gördüm. Sonrasında bir okur-yazar buluşmasında kitabın ilk taslağında aynı sahnenin bir rüya sahnesi olduğunu, ancak editör tarafından hayatın doğal akışına uygunluk sebebiyle olduğunu düşündüğüm nedenle müdahale edildiğini ve yerine bir telefon görüşmesi koyulduğunu öğrendim. Editörün ilk müdahalesi burada bana göre çok uygun fakat sonrasında yapılan değişikliğin metne etkisini takip etmemekte de ihmali söz konusu.
Kitap boyunca benim pat diye anladığımı karakterin hala anlamamış olması ve saf saf ortada dolaşması karakter tasarımı açısından fazlaca can sıkıcı oldu ve okuma zevkimi etkiledi.
Ana karakter kadının neden o kadar ezik olduğu, kötü karakter olan adamın neden o kadar zalim olduğu, kadının bariz ihmallere karşı neden hastalıklı bir ilişki içinde olmaktan vazgeçmediği, kitabın yarısında ortaya çıkan adamın tam olarak vasfının ne olduğu ve sonrasında nereye buharlaştığı; tekke, gizemli bir yaşlı, kahin bir kadın gibi karakterin yöresel sos amacı dışında hikayeye zorlama unsurlar haricinde ne kattığı, kadının evlat edinilme hikayesi dışında tema olarak tam da neyin benimsendiği
Uzak Bir Masalİrem Uzunhasanoğlu · Doğan Kitap · 2023318 okunma
Hayvanlar Toplantısı savaş görmüş bir yazarın kaleminden 1949'da çıkan ödüllü bir çocuk kitabı.
Sürekli savaşan, çözüm için toplantılar yapıp çözemeyip daha çok savaşan insanlara karşı hayvanlar da bir toplantı yapmaya karar verir. Nuhun Gemisi'ne atıf yapılarak her türden bir hayvan bu toplantıya katılmak için yola çıkar ve onlar da çocuk insanları kurtarmak için bir çözüm arar. Sonunda insanların devlet başkanları, hayvanlara daha fazla direnemez ve barış anlaşması imzalar.
Yazarın dili esprili, akıcı, hikaye sıcak.
Ancak kuşak farkından sebep hayata ve çocuk kitaplarına bakış açımızdaki bazı hassasiyetler farklı olabiliyor.
Bu hikayede toplantıya katılacak hayvanlar erkek, onların bavullarını hazırlayanlar kadın mesela. İnsan katılımcılar da öyle. Yani dünyayı yıkan da kurtaran da eril güç. Birkaç yer haricinde dişi karakter yok.
Karakterlerden biri bir yerde sigara tellendirebiliyor ya da bir diğeri rom içiyor.
Keşke böyle güzel kitaplara, zamana yaklaştırmak, o gün için normal görülen bazı pürüzleri gidermek için küçük küçük editör dokunuşları yapılabilse. O zaman tadından yenmezdi.
Yürekdede ile Padişah naif, güzel, şiir gibi bir kitaptı. Cahit Zarifoğlu'nu şiirleriyle tanısam da bu kitabına hiç denk gelmemiştim. Yazarı ve dönemi kokuyor.