Öyle ya da böyle, başlangıçların peşinde koşmak bana, ölüme ve unutulmaya karşı yapılmış bir fetih gibi görünüyor, sabırla, kendini vererek, ısrarla sadakatle yürütülmesi gereken bir fetih.
Çevremizdeki yaşlı insanların varlığı bizim için bir hazine, oysa biz bu hazineyi yaltaklanmalarla ve saçma sapan sözlerle ziyan ediyor, sonra da hiç doyurulamayacak bir açlıkla baş başa kalıyoruz; kendi arkamızda da kısa bir an için beliren, sonra toz toprak arasında kaybolan yollar bırakıyoruz.
İnsanoğlu bu şaşkınlıklığından ne zaman vazgeçer? Ne zaman uyanır? Bilgelik yolunu ne zaman bulur?
Gözün akı, aynı gözkapağının altında, gözün karasıyla bir arada yaşamayı reddederse, düşünebiliyor musunuz, neler olur?