Yazılı bir dilleri olmadığından bilgiler kuşaktan kuşağa şarkılar ve danslarla aktarılıyordu. Kumun üzerine çizilemeyecek, müziğe ya da mimiklere dayanan bir tiyatroya dönüştürülemeyecek hiçbir olay yoktu.
Doğrusunu söylemek gerekirse, çevremiz gerçekten içimizde çok şeyi öldürebilir, ama her şeyi değil; oysa birçok defa, kurnaz, işini bilir bir şarlatan, hele kalemi ya da çenesi kuvvetliyse, yalnızca ufak tefek kusurlarını değil, alçaklığını bile çevresine yükler.
bizler karşılaştığımız her kişiye bir şey verirdik ama ne vereceğimizi sadece kendimiz kararlaştırırdık. Sözlerimiz, eylemlerimiz, ancak sürdürmeyi umut ettiğimiz yaşamın sahnesini oluşturmaya yönelikti.