İlithiya

İlithiya
@Yeniokur0
"Issız yerlerde kendin için bir âlem ol."
Acı
Öyleydik işte. Acı çekmeyi seviyorduk. Hayatımızda bazı şeylerin ters gitmesi lazımdı. Hayatımız ne kadar sorunsuz, mutlu ilerlerse ilerlesin acı çekmek için kendimize alanlar yaratmaya bayılıyorduk. Elimizdekilerin kıymetini bilmektense, elimizde olmayanların acısını çekiyorduk. Acımız ne kadar büyüyorsa o kadar yükseliyorduk çünkü. Bir yaramız olsun isteriz. Onlara sıkı sıkı sarılıp bırakmak istemeyiz. Müzik dinleriz onları daha çok hissetmek için. Kendimize ait bir sırrımız olsun isteriz. Varlığını dilimizden hiç düşürmez ama her fırsatta gizli olduğunu, açıklamamamız gerektiğini söyleriz. Gece başımızı yastığa koyduğumuzda mutlu olduğumuz anları düşünmektense acı çektiğimiz, bizi üzen anları düşünürüz. Mutlu olduğumuz anları bile daha iyi hissetmek için acıya gereksinimiz vardı.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kötü kader diye birşey yoktur; 21.yüzyıl vardır ve bu yüzyıl, yavurucuğum; bir kelebeği bile intihar ettirebilir. José Samarago
"Her gün yüzlerce hayal kurarsın ve hiç biri gerçek olmaz; ama bir gün bir gerçek yaşarsın hiçbir hayale sığmaz." Paul Auster
Schindler'in Listesi
"Bir insanı kurtaran bütün dünyayı kurtarır." Bu filmi izlemeden ölmeyin.
Sinema
Hayatta kaç kere mutlu oldunuz?
Mardinli İlyas-ı Habır'ın Roma şehrinde çalışan akrabaları varmış.. Onları ziyarete gitmiş. Oradaki misafirliği sırasında akrabaları işe gittiğinde İlyas-ı Habır da evden çıkıp, tek başına şehri dolaşırmış..  Bu gezilerinden birinde yolu çiçekli, ağaçlı, yeşillikler içinde cennet bahçesi gibi güzel bir yere düşmüş.. Gezinmek için içeri girdiğinde gözüne bazı mezarlar ve onların taşları ilişmiş.. Mermer heykeller ve kabartmalarla süslü şık mezarların başına dikili taşlardaki yazılar İlyas-ı Habır'ı çok şaşırtmış.. Kiminde yirmi bir gün, kiminde otuz dört gün, kiminde on yedi gün yazıyormuş.. Ama mezarların boyları bebek mezarı olamayacak kadar uzunmuş. İçinden çıkamadığı durumu akşam akrabalarına sormaya karar vermiş.. Evde akrabalarına anlatıp izin gününde beraber bu parka gidip bu işin sırrını çözmelerini rica etmiş. Güzel bir güneşli günde hep birlikte o parka gidip bekçiyi bulmuşlar ve mezar taşları üzerindeki gizemli rakamları sormuşlar.. Bekçi: Burası özel bir mezarlıktır.. demiş. Burada defnedilenlerin mezar taşlarına gerçek yaşları değil hayatta kaç gün mutlu oldukları yazar.. Kimi 21 gün mutlu olmuş, kimi 37 gün. 52'yi geçmeyen çıkmadı daha. İlyas-ı Habır memleketine döndükten sonra uzun bir ömür sürmüş.. Günlerden bir gün hastalanınca oğullarını başına toplayıp, size bir vasiyetim var, demiş.. Mezar taşına aynen şunu yazacaksınız: İlyas-ı Habır bitti,anasından çıktı, doğru kabre gitti.