Duyularımızın tutsağı olmanın, manevi yolda ilerlemenin önündeki en büyük engellerden biri olduğunu açıkça söylemiş ve bizi paradigmalarımızı yeniden düzenlemeye teşvik etmişti. Zihnimize ve düşünce biçimlerimize olan bağlılığımız da tutsaklığımıza dahildi.
“Gerçek nedir? Gerçeği nasıl tanımlarsın? Eğer ki hissedebildiğin, koklayabildiğin ve tadabildiğin şeylerden bahsedeceksen; senin için gerçek, beyninin yorumladığı elektrik sinyallerinden başka bir şey değil demektir.”