“Zorba, başkalarının mallarını azar azar değil, zorla, toptan alır. Bu mallar, ister Tanrıların olsun, ister devletin. Oysa ki, herhangi bir adam onun yaptığı eğriliklerin birini yapacak olsa, cezasını görür. Rezil kepaze olur. Ona, eğriliğinin cinsine göre, mabed soyguncusu, insan bezirganı; duvar delen, yağmacı, hırsız derler. Ama yurttaşların mallarına el sürmekle kalmayıp onları köleliğe de sürükleyen kimseye bu çirkin adlar verilmez.”
“Bir doğruyla bir eğri ortak olsa, bu ortaklığın sonunda, doğru hep zararlı çıkar. Devlete vergi vermek gerekince, ikisininde malı eşit olduğu halde, doğru adam çok, eğri adam az verir. Ama almaya gelince, iş tersinedir. Bu ikisi yönetimin başına geldiler mi, doğru zarar görmese bile, kendini işe vereceğinden evine bakamaz olur. Doğruluğu, onun devlet malından faydalanmasına engeldir. Üstelik de, hep doğru kalmak yüzünden hısım akrabasının nefretini kazanır. Eğri insan içinse, durum tam tersinedir.”
“Burada cezanın da en büyüğü, kendimiz yönetime karışmayınca daha kötü birinin yönetimine girmiş olmaktır. Bence en değerli insanlar, bundan korktukları için yönetmeyi ele alırlar; yoksa bir nimete konmak, rahatlarını sağlamak için değil. Yönetimi verecek kendilerinden daha değerli, hiç değilse kendilerine eş değerde kimseyi bulamadıkları için ister istemez yönetimi ele alırlar üzerlerine.”