Yeni bir şeyler yapmaya çağırılıyoruz, ayak basılmamış bir toprakla yüzleşmeye, kimsenin gidip de bize yol göstermek için dönmediği bir ormana dalmaya çağırılıyoruz. Bu, varoluşçuların hiçliğin kaygısı dedikleri şey. Geleceğe doğru yaşamak bilinmeyene sıçramak demektir; bu da halihazırda emsali olmayan ve pek az kişinin kavradığı dereceden bir cesareti gerektirir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Rollo May ise, duygu ve duygulanımı belirlemek için ''nedeni ne''/''amacı ne'' ile ''geçmişe yönelik''/''geleceğe yönelik'' kavram çiftlerini kullanıyor. May'a göre duygulanımı sadece ''arkadan itilme'', adrenalin düzeyindeki değişimlerin sonucu, tutulma gibi görmek yanlış. Duygulanımın sadece bir çehresi geçmişle ilgili. Geçmişteki (arkaik, çocuksu) belirlenimlerin bir nedeni olarak ortaya çıkıyor. Duygulanımın bu geriye, geçmişe yönelik yanı üzerinde Freud büyük önemle durmuştur. Kişinin kendini kendinde yaşamasıdır bu yan. Geçmiş psikolojik oluşumu yansıtır. ''Nedeni ne'' ile geçmişe doğru iz sürülür. Oysaki ikinci yan bir şeye doğru işaret etmektedir, durumu biçimlendirmeye bir çağrıdır. Geleceğe yöneliktir. ''Amacı ne'' ile geleceğe yön bulur.
Duyguların egoda, bir ben-merkezinden kaynaklanarak konumlanmasının, bir ben merkezlenmişliği getirmesinin, bu merkezin kendini başka içeriklere bağlayabilme yetisini elinde tutuyor olarak hissetmesinin (ben) tersine, duygulanım içindeki kişi sıkıştırılmış, kuşatılmış durumdadır (bana).