''Nevrotik ve sanatçı - her ikisi de insan soyunun bilinçdışında yaşadıkları için - bize daha sonra tüm toplumu saracak olan durumu gösteriyorlar. Nevrotik de sanatçı gibi, kendi nihilist ve yabancılaşmış yaşantısından (farklılığı kabul edilmemiş) doğan aynı çelişkileri yaşıyor, fakat bu iç yaşantılara anlam veremiyor; bu çelişkileri yaratıcı ürünlere dökmenin yetersizliğiyle, onları reddetmenin olanaksızlığı arasında bocalıyor.'' Sanatçı yaratmanın iki önemli unsurunun (yapma ve yıkma) sentezini becerebilirken, nevrotik salt yıkıcılık düzeyinde kalıyor; iki tip de aşırı bireyselleşmenin sancılarını yaşarken, nevrotik (Yeraltından Notlar'daki) aşırı bilincin ve aşırı doğruyu aramanın acıları içine düşüyor.
Psikolojik kuramların önüne geçemedikleri eğilimlerden biri de sanatçıyı hasta ilan etmek. Normal düşkünü psikolojinin normalden sapmayı hasta görmesine karşı Rank, sanat olgusunu ''psikolojinin ötesi'' olarak kayda geçirdi. Psikolojinin ikiye indirgediği (normal ve nevrotik) tipler Rank'ın psikolojisinde üçe çıkıyor. Rank sanatçıyı psikanalizin hasta yorumundan kurtarıp kendi başına yaratıcı bir tip olarak koyuyor ve en önemlisi de nevrotiğin bir yönü olacaksa bunun normale doğru aşma değil, sanatçıya (ya da yaratıcı tipe) doğru, yukarı aşma olduğunu söylüyor.
Freud da narsisizm üzerine bir araştırmasında anne baba sevgisinin temelinde, anne babanın kendi ideallerinin gerçekleştirilmesini dayatan narsisist bir kendini çoğaltma özlemi bulur. Sevginin ve güvenin kazanılması birçok durumda insanın kendi varlığının farkındalığını, başka bilinçlerin varlık alanı uğruna indirgemesiyle, bu farkındalığı kendi varlığının bilinciyle değiştiremeden iğdiş etmesiyle sonuçlanıyor.