Şnyça

(...)Onlara karşılık benim budalalarım sevecen, tombul, toparlak ve semiz cinsten, tıpkı iştah kabartan besili Akamania domuzcukları gibi. Yaşlılığın en basit bir marazına duçar olmadılar; bilgelik illeti ve salgını bir kez bile bulaşmadı onlara - bir insanın uhrevî saadeti yaşayabileceğini de bilgelerin kafası bir türlü almadı.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Oysa ben insanın varlığına ilişmem, onun hayatının en güzel ve mutlu anlarım yaşadığı döneme dönmesine eşlik ederim. Aslında insanlar bilgelikten ilelebet ellerini bir çekseler ve hiç vakit kaybetmeden benimle bir­ likte yaşasalar yaşlanma derdinden de kurtulmuş olurlar: Ebedî gençlik ve ebedî neşe can katar canlarına.
Da­hası, benden ne kadar ırağa düşerse o kadar solar gönlünün neşesi.
İyi de hiç kendinize sordunuz mu, küçük bir çocuk gördüğümüzde neden onu öpücüklere ve sevgiye boğarız ya da amansız bir düşmanın dahi yüreği ne­den böylesi bir yumurcağın önünde yufkalaşıverir? Buda­lalığın cezbedici gücü değil de nedir?
Hiçbirinizin o kadar bilge olmadığına iddiaya gire­bilirim (ya da budala olmadığına?