(...)Onlara karşılık benim budalalarım sevecen, tombul, toparlak ve semiz cinsten, tıpkı iştah kabartan besili Akamania domuzcukları gibi.
Yaşlılığın en basit bir marazına duçar olmadılar; bilgelik illeti ve salgını bir kez bile bulaşmadı onlara - bir insanın uhrevî saadeti yaşayabileceğini de bilgelerin kafası bir türlü almadı.
Oysa ben insanın varlığına ilişmem, onun hayatının en güzel ve mutlu anlarım yaşadığı döneme dönmesine eşlik ederim. Aslında insanlar bilgelikten ilelebet ellerini bir çekseler ve hiç vakit kaybetmeden benimle bir likte yaşasalar yaşlanma derdinden de kurtulmuş olurlar:
Ebedî gençlik ve ebedî neşe can katar canlarına.
İyi de hiç kendinize sordunuz mu, küçük bir çocuk gördüğümüzde neden onu öpücüklere ve sevgiye boğarız ya da amansız bir düşmanın dahi yüreği neden böylesi bir yumurcağın önünde yufkalaşıverir? Budalalığın cezbedici gücü değil de nedir?