Bütün bu arayışlar, bütün bu dünyalar... Birbirimize bunca benzer olup da bunca uzak dünyalarda nasıl yaşayabiliyoruz? Ne aynı topraktan ne de aynı kandanken ne de aynı amacın peşindeyken aynı çılgınlığı paylaşmamız nasıl mümkün oluyor?
Biz insanların bir hiçin peşinde koşmaya, gereksiz ve saçma düşünceleri birbirine katmaya büyük bir enerji adayabiliyor olmamız, bundaki fedakarlık beni her zaman büyülemiştir.
Ben yapılacak tek bir şey olduğu kanısındayım: Doğma nedenimizi bulmak ve bunu elimizden geldiğince iyi, bütün gücümüzle, öküz altında buzağı aramadan ve bizim hayvan doğamızda tanrısallık olduğunu sanmadan yerine getirmek.
Yaşamımızın mutlu anları böyle akıp gider. Kararın ve niyetin yükünden kurtulmuş bir halde kendi iç denizimizde dolanırken, çeşitli hareketlerimize, sanki başkasının eylemleriymiş gibi tanık oluruz ve yine de irade dışının yetkinliğine hayran kalırız.