Mösyö Arthens... seçmece bir kötü. Kötü derken, kötü yürekli acımasız ya da despot biri demek istemiyorum. Birazcık bu da var elbette. Hayır "gerçek bir kötü" derken içinde iyi olan ne varsa inkar etmiş ve yaşarken cesete dönmüş birini demek istiyorum. Çünkü asıl kötüler herkesten nefret ederler bu kesin. Ama özellikle de kendilerinden nefret ederler. Birisi kendinden nefret ettiğinde bunu hissetmez misiniz? Bu onu yaşarken öldürür. Kendi olmanın bulantısını hissetmemek için kötü duygularını olduğu kadar iyi duygularını da uyuşturur.
Evren boşlukla el birliği yapar, kayıp ruhlar güzelliğe ağlar, anlamsızlık bizi kuşatır.O halde bir fincan çay içelim.Sessizlik olur, dışarıda esen rüzgar işitilir, sonbahar yaprakları hışırdar ve uçuşur, kedi sıcak bir ışık içinde uyur ve her yudumda zaman iyice yücelir.
Güzellik nerededir? Diğerleri gibi ölmeye mahkum büyük şeylerin içinde mi, yoksa hiçbir iddiada bulunmadan, anın içine bir sonsuzluk tomurcuğu yerleştirmeyi bilen küçük şeylerde mi?
Bilincin uyanışının doğumumuzla çakıştığına yanlış yere inanırız. Belki de bundan başka bir canlılık hali hayal edemediğimizdendir. Sanki hep görmüş ve hissetmişiz sanırız kendimizi ve bu inançtan güç alarak, bilincin doğduğu önemli anı dünyaya geldiğimiz anla özdeşleştiririz.