Bilinmezin, sonsuzun, elini tutacak biri bulunmadan ölmenin, karanlığın, yalnızlığın, tekmil belanın başı da sonu da gurbettir.
Kim bilir kimi görürsün, kim bilir kim sana ne kötülük eder? Kurtlar, insanlar, katiller, deliler, hiçbir konuşacak kimse yok. Binbir türlü insanin kaynaştığı korkulu, eli bıçaklı hortlakların dolaştığı şehirler.
"Demek ki herkes yaratılışının kendisine bağışladığı oyunu oynuyor. Ben kendi yaratılış oyunumun, bana bağışlanan oyunun dışına çıkıp kendime özgü bir oyun oynayamadım. Yaratılışın ona verdiği oyunu beğenmeyip ya iyi ya da kötü, kendi kişiliğinin gerektirdiği oyunu oynayabilene ne mutlu."
Bir karanlık, bir yokluk içinde, her an teninde, ta ciğerinerinde yok olmayı duya duya yaşamak, üstelik de gülüp eğlenebilmek, üstelik de bir ömür de bir kere de olsa sonsuz bir mutluluk duyabilmek, bu insanoğlunun büyük gücü ölmez yanıdır.