Her acı bir kan damlası her kan damlası bir kesik ve her kesik ölüm için insana gönderilen süslü ama kara bir davetiyeydi.Hislerdi insanı yaralayan ama insanlardı o hisleri yaratan
Charlie, fırında ayak işleri yapan; bu kazancıyla birlikte kendi başına yaşan birisidir. Zar zor okumayı ve yazmayı çözmüştür. Yetişkinler okuluna giden Charlie’nin hayattan tek istediği daha zeki olmak ve arkadaşlarının onu daha çok sevmesidir. Onun bu isteği ve yapısı ise yetişkinler okulundaki öğretmeni olan Bayan Kinnian’ın dikkatini çekmiştir.IQ seviyesi düşük insanların zihinsel engellerini ortaya kaldırmaya çalışan bir deney yürütülmektedir. Wellberg Vakfı tarafından sponsor olunan deney daha önce çeşitli hayvanlar üzerinde denenmiş ve bazı ilerlemeler kaydedilmiştir. Deneylerin baş kahramanı olan (her zaman olduğu gibi) bir faredir. Kendisine yapılan operasyonlar sonrasında faremiz yani Algernon’da belirli bir gelişme gözlenmiştir. Kitabımıza da ismini veren Algernon beyaz bir kobay faresidir. Labaratuvarda çeşitli labirent testleri çözerek bu gelişmeyi göstermektedir.Algernon’un üzerindeki başarıyı insan üzerinde denemek isteyen Profesör Strauss ve Profesör Nemur’a denek olarak Bayan Kinnian, Charlie’yi önermiştir. İşte bu noktada da hikayemiz başlar.
Kitap boyunca Charlie’nin gözünden, onun tuttuğu günlüğü okuyarak devam edeceğiz. Hikayeye başlarken aslında bir yazım hatası mı var diye düşünerek başlarken, aslında Charlie’nin aklının yettiği ve dilinin döndüğü şekilde okumaya başlıyoruz. Deney boyunca tutması istenilen günlüklerle Charlie’nin hayatına ortak oluyoruz.
Pencerenin öteki yüzünden; geri zekalı, aptal ya da her ne diyorsanız o insanların gözünden hayata bakmanın acı, tatlı gerçekleriyle birlikte Charlie’nin ve Algernon’un deneysel yolculuğunun içinde ilerliyoruz.Kitabın insandoğasına bilimkurgu üzerinden verdiği bakış açısı ve psikolojik yaklaşım farklı bir şekilde kitabın içerisine çekiyor sizi. Empatiye sahip insanlar için sıradan gelse bile