“Kim, diyor, daha güzel sevmez beni? Kocam mı, yoksa babam mı? Kendimi şu denize mi atıp ölsem, yoksa beni hiç sevmeyen bir adamın ya da sevmeyecek başka bir adamın kollarına mı? Ölsem, acaba beni seven biri çıkar mı? Yaşarken içime dikenler ekenler, mezarıma gelip temizler mi hiç değilse otlarımı?”
“Tebessüme gönül indirmeyecek kadar huysuz, korku bahanesine sığınıp kimseyle sahiden yakınlaşmaya tenezzül etmeyecek kadar şımarıktım sadece. Dünyayı beğenmeyecek, minicik bir anlamı ondan esirgeyecek kadar. Kendimi çok beğendiğimden değil; aksine hiç beğenmediğimden. Bir başkasının sevgisini anlamsız bulmam da, yine kendimde sevecek bir yön göremeyişimden.”
“Günahkar Âdem’in hayırsız evlatları böyledir. Nankör ve vefasız. Gidemedikleri şehirlerin ismini gittiklerinden, kendilerini sevmeyen insanların cismini sevenlerinden, gerçekleşmemiş hayallerin hevesini gerçekleşmişlerden berrak hatırlarlar. Kavuşamamak nasıl aşka teşvik ederse, vuslat da günü geldiğinde unutmaya azmettirir.”