Ama burada bir taklit yoktu,Türk filmlerindeki kadın kahramanlar gibi Füsun da annesinin,babasının ve erkeklerin yanında derdini tam anlatamıyor;öfkesini,isteğini,duygularını, bakışlarıyla ifade ediyordu.
Hayatin ,insanlığın çoğunluğu için,içtenlikle yaşanması gereken bir mutluluk değil,baskılar ve cezalarla ve inanılması gereken yalanlarla yapılmış dar bir alanda ,sürekli bir rol yapma hali oldugunu,ilk bu sıralarda sezmeye başlamış olmalıyım.
Çünkü aşk verdiği ıstırap ile ruhumu bir yandan terbiye ediyor ve beni daha olgun bir adam yapıyordu,Ama diğer yandan da aklıma bütünüyle el koyarak ,olgunluğun verdiği mantığı kullanmama çok az izin veriyordu.
Giyinirken iri kalın takosını tutup erkekçe bir gurura kapıldığım için bir suçluluk duymama yol açan o zamanların modası kalın erkek kemeri de, cennetten çıkma o çıplak halimizden sıyrılıp giyinmenin,kirli ve eski dunyada goz gezdirmenin bile ikimizede cok zor geldiğini anlatsın.