Yiğit

ANKARA: İDEALLER VE GERÇEKLER ARASINDA
8/10
·252 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 09:40
Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Ankara romanı, bir dönemi anlatan bir eser değil, aynı zamanda hem toplumun hemde bireylerin değişimini eleştiren bir roman. 16 yaşında okuyan bir genç olarak kitabı okuduğumda, hem etkilendiğim hem de yer yer sıkıldığım çok fazla nokta oldu. Romanın diliyle başlamak istiyorum. Romanın dili günümüz Türkçesine benzer ama anlatımı zorlaştıran kelimeler de bir hayli fazla. Bu yüzden okurken sık sık duraksayıp kelimelerin anlamlarına bakarak okumaya devam ettim ve bu da okuma hızımı etkiledi. Ama yinede bu kullanılan dilin yazıldığı dönemi yansıtma açısından önemli olduğunu da görmemiz lazım. Romanda üç farklı dönem anlatılıyor: Milli Mücadele Dönemi, Milli Mücadele sonrası ve inkılapların yerleştiği Cumhuriyet Dönemi'dir. İlk dönemde insanların birlik olmuş, zor şartlara rağmen halkın umudunu kaybetmemesi çok hoşuma gitti. Burada Yakup Kadri'nin daha samimi bir dil kullandığını düşünüyorum. Okuyucu olarak o dönemin ruhunu hissedebiliyorsun ve bu da kitabı değerli kılıyor. İkinci dönemde ise yani Milli Mücadele sonrasında Cumhuriyetin ilk yıllarında yaşanan değişim anlatılıyor ve burada yazar tarafından ciddi bir eleştiri var. İnsanların idealist düşüncelerden uzaklaşıp daha çıkarcı, gösteriş meraklısı haline gelmeleri dikkat çekiyor. Özellikle yanlış Batılılaşmanın üzerinde durmuş yazar. Bu kısım bana göre olabilecek gerçekçi geldi. Aynı zamanda günümüzle de bağlantı kurulabilecek bir kısım olduğunu düşünüyorum. Üçüncü dönem ise yani inkılapların yerleştiği dönem tamamen farklı bir şekilde yazılmış. Burada Ankara'nın gelecekteki hali, yani daha çok ideal ve ütopik bir şehir olarak anlatılıyor. İnsanların daha bilinçli, daha kültürlü ve topluma faydalı olduğu bir düzen kurulmuş gibi gösteriliyor. Ama bana göre burası biraz fazla hayalci
Duygu ve Düşünce
AnkaraYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20184,723 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
BİR KİTAP İNCELEMESİ: RUH ADAM
9/10
·308 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 11:14
Hikâye, başındaki Uygur masalıyla açılır: Yüzbaşı Burkay’ın evliyken başka bir kadına âşık olması sonucu ruhunun lanetlenerek asırlar boyu ıstırap çekmeye mahkûm edilmesi anlatılır. Bu masal, aslında bütün romanın özetidir. Ana olay örgüsü ise Cumhuriyet’in ilk yıllarında geçer. Selim Pusat, Osmanlı’ya bağlılık yemini etmiş bir subaydır; yeni rejimi yetersiz bulduğu için ordudan atılır, “vatan haini” damgası yer ve iç dünyası çöker. Eşi Ayşe’nin öğrencisi Güntülü’ye duyduğu tutkulu aşk, onu ruhsal bir bunalıma sürükler. Bu aşk, binlerce yıllık ruh göçüyle bağlı bir lanettir; Selim, Burkay’ın reenkarne hali gibidir. Roman boyunca Selim’in halüsinasyonları, iç monologları ve sembolik karşılaşmaları ağır basar. Atsız, karakterin psikolojik tahlilini büyük ustalıkla yapar: Şeref kavramı, askerlik ideali, aşk ile görev arasındaki çatışma, gurur ve çöküş... Kitap, Selim’in “ruh adam” oluşunu, yani bedensel varlıktan öte ruhsal mücadelesini işler. Temalar arasında nefis mücadelesi, reenkarne döngüsü, yalnızlık, yabancılaşma, millî hafıza ve tasavvuf eleştirisi öne çıkar. Türk mitolojisi, şamanizm ve tarihî göndermelerle zenginleşen eser, Bergson’un “süre” kavramıyla da yorumlanmıştır; Selim’in ruhu zamandan ve mekândan aşkındır. Kitabın sonu oldukça üstü kapalı ve etkileyicidir. Selim, rüyasında veya ruhsal bir boyutta Büyük Mahkeme’ye çıkarılır. Savunucusu yoktur, kaderi benzer bir subayla dövüşmeye mahkûm edilir ve yenilir. Uyanınca (veya o anda) duvardaki gençlik fotoğrafından iner gibi fiziksel olarak yok olur; eşine kısa bir veda notu bırakır. Epilogda ise bir kız lisesi töreninde yeni bir karakter üzerinden lanetin ve ruhsal acının döngüsünün devam ettiği ima edilir. Bu kapanış, açık bir ölüm veya mutlu son vermez; okuyucuyu sembolizmle düşündürür. Sonuç olarak Ruh
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201934bin okunma