...
Ben Filistin’im…
Çocukların büyümeyi hayal ettiği yarınlardan ümidini asla kesmeyen benim… Onların gözlerindeki yaşlarda yıkanır kirlenen hırslar… Onların yüreklerinde bilenir hınçlar… Büyüyemeyen çocuklar cennet bahçelerinde oynarken, Mescid-i Aksâ’nın güvercinleri konar avuçlarına… O güvercinler ki, anlar çocukların dilini… Hz. Süleyman’ın kuşları anladığı gibi… Bir mabette soluklanır inanmışlar… Acımaz artık yaralar... Açarsan gözlerini baktığın yerdeyim. Miraca çıkan duygularının evveli benim, ahiri benim… Gözlerin ıslanırken yüreğini ısıtan benim… Bir alevi nefesimden içine üfler gibi…
Ben Filistin’im…
Yakınmanın, öfkelenmenin, ağlayıp inlemenin hiç faydası yok bana… Üstüne düşeni yapmayanların özgürlüğümü çaldığı yerdeyim . Bir avuç toprağa sıkışıp kalmış değil bedenim… Sınanmış heyecanların, yoksul heveslerin, hırçın sevdaların beslendiği yer benim… Bende yaşayanları, bende yorulanları dinlendirir bir elçi… Hz. Elyesa’nın sözleri yetişir laftan anlamayan topluluklara… Bütün kelimeler dökülür dudaklarımdan o zaman kutsal bir dua gibi...
Ben Filistin’im…
Varlığım tek başına yeter benimle yürüyenlere… Gerçeklerin yankısının dünyaya ulaştığı yerdeyim. Kuşluk vakti gülümsemelerimi görmek istediğiniz yerde… Acıların üstünü usulca şefkatimle örttüğüm yerde… Oyunu bozulmuş çocukların ağladığı yer benim… Bombaları top zanneden çocukların ölümle kucaklaştığı yerdeyim. Anneler ninni yerine ağıt yakarlar benim bağrımda…
“La ilahe illallah” diyen gençler soluklanır Aksâ meydanında… Zafer için bekleyen gençlere Hz. Zekeriya’nın sabrı yetişir… O sabır ki, yalnızlara arkadaş, mazlumlara yar gibi…
...
Ayşe Nur MENEKŞE