Hem Kur’an, mu’cizedir. Bütün cin ve ins toplansa, en kısa bir sûresinin bir benzerini getirememeleri noktasında izzetini ilan etmektedir. Altı ciheti nuranidir. Hiçbir noktadan şek ve şübhe içine
Âyet-i kerîmede geçen تَنْز۪يلَ kelimesi, tef’il babından geldiği için tedrîciliği
ifade eder. Yani Kur’an’ın, yirmi üç sene zarfında peyderpey, parça parça indirildiğini ifade eder. Risale-i Nur’un Sözler adlı eserinde bu hakîkat şöyle ifade edilmiştir:
“Kur'an-ı Mübîn, yirmi senede hacetlerin mevkileri itibariyle necm necm olarak, müteferrik parça parça nüzul ettiği halde, öyle bir kemal-i tenasübü vardır ki, güya bir defada nâzil olmuş gibi bir münasebet gösteriyor.”
Risale-i Nur’un Haşir Risalesi adlı eserinin On İkinci Hakikatinde bu mevzu şöyle izah edilmiştir:
“Hiç mümkün müdür ki: Bütün enbiya mu'cizelerine istinad ederek sözünü teyid ettikleri ve bütün evliya keşf ü kerametlerine istinad edip davasını tasdîk ettikleri ve bütün asfiya tahkikatına istinad ederek hakkaniyetine şehadet ettikleri Resûl-i Ekrem SallEllahü Aleyhi ve Sellem'in tahakkuk etmiş bin mu'cizatının kuvvetine istinad edip bütün kuvvetiyle, hem kırk vecihle mu'cize olan Kur'an-ı Hakîm binler âyât-ı kat'iyyesine istinad ederek, bütün kat'iyyetle açtıkları âhiret yolunu ve küşad ettikleri Cennet kapısını, sinek kanadı kadar kuvveti bulunmayan vâhî vehimler, ne haddi var ki kapatabilsin!
Geçen hakîkatlardan anlaşıldı ki; haşir mes'elesi öyle râsih bir hakîkattır ki, Küre-i Arzı yerinden kaldıracak, kırıp atacak bir kuvvet o hakîkatı sarsamaz. Zira o hakîkatı Cenab-ı Hak bütün esma ve sıfâtının iktizası ile tesbît ediyor ve Resûl-i Ekrem'i bütün mu'cizat ve berahiniyle tasdîk ediyor ve Kur'an-ı Hakîm bütün hakaik ve âyâtıyla onu isbat ediyor ve şu kâinat bütün âyât-ı tekvînîye ve şuunat-ı hakîmanesi ile şehadet ediyor. Acaba hiç mümkün müdür ki; haşir mes'elesinde Vâcib-ül Vücûd ile bütün mevcûdât -kâfirler müstesna olarak- ittifak etmiş olsun, kıl kadar kuvveti olmayan şübheler, şeytanî vesveseler o dağ gibi hakîkat-ı râsiha-i âliyeyi sarssın, yerinden kaldırsın? Hâşâ ve kellâ!”
Allah cennette Adem'i yarattığı zaman dilediği kadar onu kendi haline bıraktı ; o arada şeytan ona bakarak etrafında dönmeye başladı; karın ve midesinin bulunduğunu görünce kendisine hakim olamayacak bir varlık olduğunu anladı. ( Hadis-i Şerif , Camiussağir )