“Sevgili Dost
Sen de seçtin bilirim; Özenle seçtin. Giysilerinde renkleri, modeli, dikişi, kumaşı. Ayakkabılarında sağlamlığı, biçimi, yumuşaklığı. Seyahatlerinde hızlı ve güvenli firmayı. Okulunu, eşini, arkadaşını... Sen de seçtin. Ölçülerin vardı, bilgilerin vardı, kaygıların vardı seçerken. Elmanın sert ve sulu olduğunu dokunarak, peynirin yağlı olduğunu tadarak, balığın taze olduğunu koklayarak anladın. Peki şimdi! Ne yapacaksın? Nasıl ayırt edeceksin sağlamı çürükten, güzeli çirkinden, doğruyu yanlıştan, dostu hainden? Ne birlikte yemek yedin, ne alışveriş ettin, ne borç para aldılar senden, ne beraber yolculuk ettin. Nasıl tanıyacaksın?..
“Elimle koymuş gibi bulacakken, elimden düşmüş gibi kaybettim.”
“Bulunduğu durumun farkında olmamak, her durumdan daha kötüdür.”
“Manşet: Mucize. Ya sahibi? “Sıcaktan kaçan ve bir ağacın gölgesine sığınan adam, ne gariptir ki, ağaçtan hoşlanmaz da gölgeyi sever” diyor Molla Câmi. Medya mucizeyi seviyor. Ya sahibi?”