Yekta Miran

Yekta Miran
@Yktmrsn
"Yazdığım hayatlar,parmaklarım arasından mürekkeb misali akarak,bembeyaz bir geçmiş gibi olan "hayat kağıdıma"damlıyor..."
Yok
Lise
Türkiye
1 okur puanı
Haziran 2025 tarihinde katıldı
Kadının çaresizliği sesinden,erkeğin çaresizliği ise gözlerinden anlaşılırmış.
Yekta Miran
Bir yerdən okudum ve hoşuma gitti.Özel bir neden den yazılmadı yani
Reklam
Yalancı okur
Çoğu insan kitap okur ama az insan konuşabiliyor. İnsanlar kitap okumayı sadece “okumak” olarak algıladığı için, karşısındaki insan ile konuşacak konu bulamıyor. Kitap okumak sayı ile önem kazanmaz. Bu gönderiyi okuyanların düşüncelerini paylaşmalarını çok isterdim. Ama çoğu insan sadece beğenip geçecek. Her şeyde olduğu gibi…
Yekta Miran
Bence siz burda kitap okumayı "okumak"olarak değil,"anlamak"olarak ifade etmişsiniz.Bazen okuruz ama anlamayız.Bazen duyarız,dinleriz ama yine de o sözün yükünü anlamayız.Yine de yazdığınızı sizden iyi bilemem ama,okuyanların düşüncelerini paylasmasını söylediğiniz için yazdım.
Çürümek
Belki az önce belki günler belki çağlar önce, yine arabada yol alıyor yine o eve gidiyordum. Hava zindan gibi karanlıktı... yorgun direklerdeki silik- titrek ışıklar, karanlıkla boy ölçüşmeye çalışıyordu.. Oysa şimdi her yer nasıl da parlak... Güneş ne kadar kuvvetli, ne kadar kararlı ve sözünün eri görünüyor.. belki saatler sonra..... belki hemen.... karanlığın bu ışığa galip geleceğine kim inanır... Şu binlerce ayağın çiğnediği yolun alt üst olacağına, belki dehşet bir gürültüyle çöküp cehennemi boylayacağına.... Şu ağaçların.... şimdi derine, daha derine kök verirken ve nice rüzgarlar yalnızca yapraklarını titretirken.... Günün birinde cılız bir rüzgarın parmak uçlarıyla, koca bir çatırtıyla yerle bir olacağına kim inanır.... Şu kuşların, göğün avuçlarına sığmayan kanatları ve yeryüzüne taaaa tepelerden hoş ezgiler taşıyan gagalarıyla..... tüylerindeki binbir renkle bize eski dünyada unutulmuş ve anımsamak için kendini ateşe verip tutuşanların dumanını getirirken.... günün birinde amansız bir avcının nefretiyle yere serileceğine kim inanır... Ah şu insanlar.... kendi sahnelerinde başkalarının oyunlarını oynarken ve gözlerinin keskinliğine güvenip karartırken kendi perdelerini yabancı renklerle.... Hiç ağlamayı tatmamış gibi sahtece, ruhsuzca, nankörce gülerken.... Ve sanki hiç gülmemiş gibi riyakar bir hüzünler dökerken yüzünü......şehirler büyüdükçe, kendinin de büyüdüğünü sanırken, günün birinde bir oyuğa sığacağına kim inanır..
Yekta Miran
Çok derin ve her satırında bir anlam gizli...gerçekten çok güzel...ellerine sağlık