Yıldız Yalcın

Yıldız Yalcın
@Yldz79
Puan vermedi·455 syf.··
2019 26. kitabı
"Ben büyük İskender'i öldürdüm..." Babilli Tamatam'ın kurnazca hatıraları böyle başlıyor. Milattan önce 4.yüzyıldaki fetih seferlerini bir mahkum, bir savaşçı, bir ajan, İskender'in hekimi ve talihsiz Pers kralı Dara'nın sırdaşı olarak yaşayan Tamatam, onları macera dolu halleriyle kaleme almıştır. Tamatam Ön Asya'da babasının istediği gibi güçlü, cesur ve korkusuz bir asker olmak yerine hekimliğiyle ün salmıştır. Kraliçeler, kadınlar, yuva yıkan Usia ve güçlü Guleifa tarafından arzulanmış, güzel ve sadık karısı Shahina tarafından ise çok sevilmiştir. Temelinde tarihi ve tıbbi bilgilerin olduğu bir kitap olarak çok ilginç ve dikkat çekici. Ama kaynaklı ve duayenlerin kitaplarıyla karıştırılıp çok çok bi beklentiyle okumamak gerekli. Milattan önceki Makedon fetihlerine ve o fetihlerde başrol oynayan Büyük İskender'in serüvenlerinin anlatıldığı;okuyucuyu fantastik ve renkli bir dünyaya götüren, keyifli ve sürükleyici bir tarihsel roman. Dediğim gibi beklentiyi yüksek tutmadan; dinlenmelik kitap okumak isteyenler için ideal. Teşekkür ediyorum ️️
Babilli HekimKarlheinz Grosser · Arion Yayınevi · 200322 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

Yıldız Yalcın

, bir kitap okudu
Puan vermedi·455 syf.··
2019 26. kitabı
Karlheinz Grosser
8.8/10 · 22 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2019 25. kitabı
Seçimlerimin yine beni hayal kırıklığına uğratmadığı, etkileyiciliği ve verimliliğiyle beni sarsan bir kitapla geldim size. İlk defa okuduğum ve hiç yabancılık çekmeden kalemini benimsediğim yazarın kısa bir geçmişine götürerek başlasak daha yerinde olur onu anlamak için. Gide;22 Kasım 1869 tarihinde Paris'de doğmuş. Babası Protestan ve köylü kökenli, annesi koyu Katoliktir. 11 yaşındayken hukuk profesörü olan babasını kaybetti. Ailedeki kadınların etkisi ve annesinin katı otoritesi altında büyüdü. 1893'te Kuzey Afrika gezisine çıktı. Arap dünyasının tümüyle farklı değerleriyle tanıştı. Fransa 'ya döndüğünde oradaki Victorya dönemi yaşantısının olumsuzluklarından rahatsız oldu. 1894'te tekrar Kuzey Afrika' ya gitti ve burada Oscar Wilde ve Lord Alfred Douglas 'la tanıştı. Onların yüreklendirmesiyle baskı altında tuttuğu eşcinselliğini kabul etti. Fakat kabul etmeyenler vardı bu durumunu. Katolik kilisesi 1952' de Gide'ın yapıtlarını Index'e yani okunması Katolik kilisesince yasaklanan kitaplar listesine aldı. Yaşamı boyunca toplumsal ve bireysel ahlakın en önemli ölçütünün, bireyin içtenliği ve kendisini tanıması olduğunu savundu. Edebi, siyasal ve toplumsal sorunlara karşı hoşgörülü bir tutum benimsedi. O en başta hümanist'ti... Onu anlamanın ve tanımanın en kolay yolu kitaplarındaki karakterlerle tanışmaktan geçtiğini söylemişler. Düşüncelerini, hayallerini, ruhsal sorgulamalarını onlarla açığa vurmuştur bir anlamda. İşte Pastoral Senfonisi 'nde bu izleklerine çok rastlarız. Pastoral Senfoni Beethoven' ın bir eserinin üzerine kurgulanmış, hikaye'nin kahramanlarını da bu eserden etkilenerek yansıtmış yazar bizlere. "Kör olsaydınız günahınız olmazdı" (incil'den). Gertrude'in gözlerinin görünce Amelie'yi ne kadar mutsuz ettiği ve günahlarını gördüğü temasıyla beraber
Pastoral Senfoni - Dar KapıAndré Gide · Cem Yayınevi · 1991224 okunma
Puan vermedi·364 syf.··
2019 24. kitabı
" Ağlama Angelita ;bu akşam ya sana bir ev alacağım, ya da yasımı tutacaksın..." Bu cümleyi okuduğumda heralde bizi sıradan bir aşk hikayesi bekliyor eyvahhhlar olsun dedim. Aldığım sahaf ta okumam için çok ısrar etmişti ama ;yine de kitaba karşı bir önyargıyla başlamama engel olamamıştı. Size şunu söyleyebilirim ki ;cumartesi gününden beri kitap beni esir aldı. İçinde yaşadım, ruhumda hissettim desem yeridir. Nedenini yorumumu sonuna kadar okuduğunuzda anlayabilirsiniz veya burunda kıvırabilirsiniz. Manuel Benitez El Cordobes;İspanya 'nın vahşi boğalarıyla ilk kez dövüşmeye çıkacağı gün ablası Angelita' ya yukarıdaki cümleyi söylemiştir. Ya ölecektir ya da yeniden doğacaktır... İspanya iç savaşı yıllarının getirdiği ölümler, açlık, sefalet... Monarşi'nin devrilip Cumhuriyet'in kurulmasıyla herşeyin değişeceğini, yoksulluğun, açlığın sona ereceğini, kendilerini köle gibi kullanan zengin mülk sahiplerinin gücünün kırılacağını sanmışlardı. Bekledikleri, umdukları Cumhuriyet 'in gelişiyle ulusun istediği tarım reformu, düş kırıklıklarına uğrayacaktı. Koca bir ulusun boynundaki ilmekler üç büyük toprak ağası olan Martinezler, Gameru Civicolar ve Morenolar' ın elindeydi. Hiç kimse onlara karşı birşey yapamıyorlardı. O sıralarda olimpiyat eski Yunanistan için neyse, Korrida da (boğa güreşi) İspanya için aynı şeydi. Kan_vahşet_ölüm üçlüsü, tüm İspanya 'yı anlatmaz ama yaşamı, sürekli olarak ölümle karşı karşıya gelmek şeklinde anlayan bir ulusun temel kişiliğini tanımlar niteliğindedir. Daha baştan soyutlanmaya mahkum edilmiş, kanlı savaşlarla tekrar tekrar fethedilmiş, inancı adına halkları katletmiş ve tüm kıtalarda zaferler kazanmış İspanya 'nın ruhu, bu oluşum nedeniyle sert, mağrur ve ateşlidir. Erkekliğin, verimliliğin, yiğitliğin simgesi olan boğa;en eski çağlardan
Yasımı TutacaksınLarry Collins · Payel Yayınları · 1993425 okunma