Yıldız Yalcın

Yıldız Yalcın
@Yldz79
161 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·353 syf.··
2019 29. kitabı
Ben tarafsız değilim. Açık seçik taraf tutuyorum. Yobazlığa karşıyım... Irkçılığa karşıyım... Gericiliğe karşıyım... İnsanların sömürülmesine ve savaşa karşıyım... Sosyalizmden, sevgiden, kardeşlikten, aydınlıktan yanayım... (sayfa_60) O tanrıya sığınmak yerine insana inanmış ve sığınmış. Başka inançlar peşinde olmuş. Yeryüzünde kardeşliğe, huzur ve barış içinde yaşamaya inanıyordu, toplumsal adalete ve herşeyden çok insanlığa ve insanların yaratıcı gücüne hayran kalıyor, inanıyordu. Simone de Beauvoir "İnsan kadın olarak dünyaya gelmez;zamanla kadın olur" der. Urgan bu olumsuz anlamda hiçbir zaman kadın olmadım, yani erkekler tarafından ezilmedim. Kadın olmanın ezikliğini değil, keyfini yaşadım demiştir.Feministler, kadının toplumda yeri yok derken o;gerçek bir sosyalizmin bu duruma çare bulacağına inanıyor. Bu bir kadın değil, sınıf sorunudur der. Kabahat erkeklerde değil, törenin ve düzenin bozukluğunda.Erkekler eziliyor ve ezildikçe kadınları eziyor der. Gerçek bir insan, kadınla erkeğin uyumlu karışımıdır sözünü yerleştiriyor her cümlesinde, kimseyi ayrıştırmadan. Kafa yapısı ve ruhsal yapısıyla salt bir erkek olan bir kişi, gerçek bir insan sayılamayacağı gibi, kafa yapısı ve ruhsal yapısıyla salt kadın olan bir kişi de gerçek bir insan sayılamaz der. Çağa ayak uydurmanın köşeyi dönmek olmadığını vurguluyor her zaman. Toplumsal adaletsizlik üzerine kurulu;herşeyi yadsıyor ve bayağılık ve çirkinlik egemense ben o çağa ayak uydurmak zorunda da değilim, kabul de etmiyorum der ve mücadele eder. Ve dinazorlukla bir tutuluyor düşünceleri. Oysa ki Mina Urgan gibi dinazorlar, geçmişin doğruluğunu kanıtlamak adına ve yadsınamaz değer yargılar adına iyi bir örnek iyi bir tanık olarak görülmelidir. Cumhuriyetçi... Kemalist... Emekçi... Güçlü, çalışkan ve akıllı...
Bir Dinozorun AnılarıMina Urgan · Yapı Kredi Yayınları · 202214,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·368 syf.··
2019 28. kitabı
Çocukluğu yoksulluk içinde geçti. 14 yaşında okulunu bırakarak hayata atıldı. Türlü türlü işlere girip çıktı, Amerika içinde ve dışında uzun, maceralı yolculuklar yaptı, hapis yattı. Giderek militan bir sosyalist oldu. Eserlerinde yaşam kavgasını romantik bir bakışla anlatır, çoğu eserinde sert bir kapitalizm eleştirisi göze çarpar. Kitapları yabancı dillere en çok çevrilmiş ABD'li yazarlardandır. Yazarı ilk "Martin Eden" ve "Beyaz Diş" romanlarında tanıdım. Daha sonra "Ademden Önce" kitabıyla devam etti. "Demir Ökçe" ve en en çok da "Uçurum İnsanları" yla bu zirve yaptı. En son bu kitabında da gönlüme taht kurmadaki haklılığını göstermiş oldu. 1897'de Klondike'a altın aramaya gidenlere katıldı ve "Vahşetin Çağrısı" dahil birçok kitabını bu tecrübesinden yararlanarak yazdı. Jack London bir yazar olarak, kendini toplum karşısında sorumlu hisseden ve iyiye, mutluluğa yönelen, bunun gerçekleşmesi için çalışan bir kişi. Mücadeleci... Gerçekçi... İnsan, hayvan ve tabiat aşığı... İşte tam da burada sanatın evrenselliği ortaya çıkıyor. Ne mutlu böyle sanatçılara... Ve ne çok şanslıyız ki;böylesi sanatçılarla yollarımız bir şekilde kesiştiği için. Kitap iki bölümden oluşuyor. Kahramanımız Yanan Gün (Günışığı) ;güçlü, kuvvetli, çalışkan, gözüpek, kutup kahramanı, sıkı bir kumarbaz, tutkusu olduğu altın arayı ısı, seyyahların ve köpek sürücülerinin kralı. İlk bölümde onun 60 günlük zorlu kış günlerinde girdiği iddia sonucunda seyehatiyle büyülenip heyecanlanıyoruz. Onunla birlikte soğukla, karla _kışla mücadele edip, onunla birlikte aç kalıyoruz. Soğuk karların üzerine oturup bir bardak çay bulmanın zevkini tadıyoruz. İkinci bölümde ise;altın arayıcılığından zengin olup, şehirde inanılmaz işler kurup inanılmaz paralar kazanmasının hikayesi karşılıyor bizi. Tabi bu arada
Yanan GünJack London · Engin Yayıncılık · 2000645 okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2019 27. kitabı
Karamazov Kardeşler, Suç ve Ceza 'da ki yorumumda onun için fikir cenkçisi, hümanist, realist, ruh analizcisi diye bas bas bağırmıştım. İşte o cümlelerimi söylemeye, çığırtkanlığımı bu kitapta da yapmaya geldim. Onu her okuduğumda kafasından geçen her düşünce zerresini merak ve heyecanla, hayal ederek kitabın içinde yaşamaya başlıyorum. Gözlemlerini, tecrübelerini, birikimlerini yazıda ;hayata geçirmesinin yolculuğuna çıkarıyor her defasında okuyucularını. Sibirya'da geçen dört yıllık bir sürgün hayatı olduğunu hepimiz okuduk, biliyoruz artık ;çoğu kaynaklardan. İşte bu kitapta Dostoyevski 'yi Dostoyevski yapan ilk gerçeklerinden biri. Onun ve onunla aynı sürgün kaderi paylaşan binlerce insanın, mahpusluk günlerindeki zorluklarını, iç dünyalarındaki fırtınaların, her biri farklı farklı anlamlar taşıyan anılarla dolu bu Kitabında ortaya çıkıyor. Baş karakter Dostoyevski'nin taa kendisidir... O dönemin Rusyasını ve mahkemelerinin günah dehlizlerinden dem vurmaya ve çok ağır eleştirmeye;uğradığı bu haksızlık karşısında bir kez daha hortluyor. Ezilmişliğin, mücadelenin, bencilliğin, dışlanmışlığın, yalnızlığın ve daha ötesi onları ayakta tutan tek en önemli şeyin;umudun hikayesi... İnsanı yine en ince yerinden; İnsan olabilme_kalabilme'de yakalıyor... Okunması gereken klasiklerden... Teşekkür ediyorum ️️️
Ölüler Evinden AnılarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,6bin okunma
Puan vermedi·455 syf.··
2019 26. kitabı
"Ben büyük İskender'i öldürdüm..." Babilli Tamatam'ın kurnazca hatıraları böyle başlıyor. Milattan önce 4.yüzyıldaki fetih seferlerini bir mahkum, bir savaşçı, bir ajan, İskender'in hekimi ve talihsiz Pers kralı Dara'nın sırdaşı olarak yaşayan Tamatam, onları macera dolu halleriyle kaleme almıştır. Tamatam Ön Asya'da babasının istediği gibi güçlü, cesur ve korkusuz bir asker olmak yerine hekimliğiyle ün salmıştır. Kraliçeler, kadınlar, yuva yıkan Usia ve güçlü Guleifa tarafından arzulanmış, güzel ve sadık karısı Shahina tarafından ise çok sevilmiştir. Temelinde tarihi ve tıbbi bilgilerin olduğu bir kitap olarak çok ilginç ve dikkat çekici. Ama kaynaklı ve duayenlerin kitaplarıyla karıştırılıp çok çok bi beklentiyle okumamak gerekli. Milattan önceki Makedon fetihlerine ve o fetihlerde başrol oynayan Büyük İskender'in serüvenlerinin anlatıldığı;okuyucuyu fantastik ve renkli bir dünyaya götüren, keyifli ve sürükleyici bir tarihsel roman. Dediğim gibi beklentiyi yüksek tutmadan; dinlenmelik kitap okumak isteyenler için ideal. Teşekkür ediyorum ️️
Babilli HekimKarlheinz Grosser · Arion Yayınevi · 200322 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2019 25. kitabı
Seçimlerimin yine beni hayal kırıklığına uğratmadığı, etkileyiciliği ve verimliliğiyle beni sarsan bir kitapla geldim size. İlk defa okuduğum ve hiç yabancılık çekmeden kalemini benimsediğim yazarın kısa bir geçmişine götürerek başlasak daha yerinde olur onu anlamak için. Gide;22 Kasım 1869 tarihinde Paris'de doğmuş. Babası Protestan ve köylü kökenli, annesi koyu Katoliktir. 11 yaşındayken hukuk profesörü olan babasını kaybetti. Ailedeki kadınların etkisi ve annesinin katı otoritesi altında büyüdü. 1893'te Kuzey Afrika gezisine çıktı. Arap dünyasının tümüyle farklı değerleriyle tanıştı. Fransa 'ya döndüğünde oradaki Victorya dönemi yaşantısının olumsuzluklarından rahatsız oldu. 1894'te tekrar Kuzey Afrika' ya gitti ve burada Oscar Wilde ve Lord Alfred Douglas 'la tanıştı. Onların yüreklendirmesiyle baskı altında tuttuğu eşcinselliğini kabul etti. Fakat kabul etmeyenler vardı bu durumunu. Katolik kilisesi 1952' de Gide'ın yapıtlarını Index'e yani okunması Katolik kilisesince yasaklanan kitaplar listesine aldı. Yaşamı boyunca toplumsal ve bireysel ahlakın en önemli ölçütünün, bireyin içtenliği ve kendisini tanıması olduğunu savundu. Edebi, siyasal ve toplumsal sorunlara karşı hoşgörülü bir tutum benimsedi. O en başta hümanist'ti... Onu anlamanın ve tanımanın en kolay yolu kitaplarındaki karakterlerle tanışmaktan geçtiğini söylemişler. Düşüncelerini, hayallerini, ruhsal sorgulamalarını onlarla açığa vurmuştur bir anlamda. İşte Pastoral Senfonisi 'nde bu izleklerine çok rastlarız. Pastoral Senfoni Beethoven' ın bir eserinin üzerine kurgulanmış, hikaye'nin kahramanlarını da bu eserden etkilenerek yansıtmış yazar bizlere. "Kör olsaydınız günahınız olmazdı" (incil'den). Gertrude'in gözlerinin görünce Amelie'yi ne kadar mutsuz ettiği ve günahlarını gördüğü temasıyla beraber
Pastoral Senfoni - Dar KapıAndré Gide · Cem Yayınevi · 1991224 okunma