Qemaliboz

Resullullah ne dediyse doğrudur, getirin Buhari’yi gerisi yalan”, bunu kim diyorsa Ebubekir’dir O. Biz Hazreti Ebubekir’e ulaşamayacaksak eğer, Hazreti Ebubekir de bu zamana ulaşamaz. Yani elli çarpı Hazreti Ebubekirlik imkânım var benim ama şeytan da ne diyor, “sen kim Ebubekir kim, işine bak haddini bil otur aşağı ” diyor, “sen kim Ebu Hanife kim” diyor. “Bu zamanın Ebu Hanifesiyim” diyerek yola çıkan da kazanıyor. Ama bir güreşçi, mindere çıkmadan, “ben yenileceğim ama hele bir çıkayım” derse o güreşi nasıl kazanacak ki, akıl var mantık var. O sebeple bu hal şeytan tuzağıdır. Allah’ın dostları büyük insanlar evet, ama erişilmez insanlar değil. Erişilmeyen tek şey Nübüvvet makamıdır.” (Kendisi ile yapılan röportaj sonradan kaldırılmıştır. Kaldırılmadan önce alınan ekran görüntüsü için: dintahripcileri.com/nurettin-yildiz... ) Reddiye Nurettin Yıldız
1000Kitap
Reklam
SAHABE HAKKINDA KABUL EDİLEMEZ İFADELER: “Hz. Ebubekir (haşa) bir hurma fidanı için ağzını bozmuştur, kelepir gelmiş sana, acından ölecekmiş gibi bir hurma fidanı için ağzını bozabiliyor. … Mal sevgisi ve şehvet tehlikesinden Ebubekir’in bile garantisi yoktur. Biz böyle bir dil kaymasına ayak kaymasına uğramamak için dikkat edeceğiz“ (İnternetten kaldırdığı videoyu izlemek için: dintahripcileri.com/nurettin-yildiz/6 numaralı video) Reddiye Nurettin Yıldız
1000Kitap
RABITA-İ ŞERİFE -3
Gelelim RABITANIN SÜNNETTEN DELİLLERİne: ALLAH’ın kullarının en hayırlıları o kimselerdir ki, görüldüklerinde ALLAH celle celâlühû zikredilir. [Ahmed b. Hanbel, Müsned (H:17921) Abdurrahmân b. Ğanem radıyallâhu anhu’dan. Hadîsin isnâdı, Heysemî (6/93) ve Münzirî’ye (3/499) göre Hasen’dir. Müsned-i Ahmed dip notu: 14/31, ( Dâru’l-Hadîs-Kâhire)] Size, en hayırlılarınızı haber vereyim mi? Hayırlılarınız o kimselerdir ki, görüldüklerinde ALLAH celle celâlühû zikredilir.[Ahmed İbn-i Hanbel, İbn-i Mâce (H:4119, Dâru’l-Ma’rife)), Esmâ binti Yezîd radıyallâhu anhâ’dan], Müsned (Dâru’l-Hadîs-Kâhire), H:27471, İsnâdı Hasen’dir. Müsned-i Ahned dip notu: 18/598,] En hayırlılarınız o kimselerdir ki, görüldüklerinde ALLAH celle celâlühû zikredilir. [[Beyhakî, İbnu Ömer radıyallâhu anhumâ’dan], K. Ummal: 1/149, H: 1786] Sizin en hayırlınız, görülmesi ALLAH celle celâlühû'yu zikrettiren (hatırlatan, akla getiren) kimsedir. [ [Hakîm-i Tirmizî, İbn-i Amr radıyallâhu anhumâ’dan], Kenzü’l Ummâl: 1/419, H:1787] Şüphesiz insanlardan bazıları ALLAH celle celâlühû'nun zikrine anahtardırlar. Görüldüklerinde ALLAH celle celâlühû zikredilir. [[Taberânî, el-Kebîr, İbnu Mesud radıyallâhu anha’dan], H:1789] Velîlerim o kimselerdir ki, görüldüklerinde ALLAH celle celâlühû zikredilir. [[Hakîm-i Tirmizî, İbnu Abbas radıyallâhu anhumâ’dan], Aynı yer, H: 1783.] En fazîletli kimseleriniz o kimselerdir ki, onların görülmelerinden dolayı ALLAH celle celâlühû zikredilir. [[Hakîm-i Tirmizî, Enes radıyallâhu anhu’dan], Aynı yer, H: 1784] Aşağı yukarı aynı manaya işaret eden şu hadisler rabıtanın bariz delillerindendir. Çünkü görmekle hâsıl olacak olan tesirin (ALLAH’ı zikrettirme (hatırlatma)), düşünmekle de hâsıl olacağı hiçbir akıllının inkâr edemeyeceği bir hakikattir. Ayrıca rabıta, yukarıdaki
Din
RABITA-İ ŞERİFE -2-
İnsanın başına ne gelirse dilinden gelir, derler. Gerçekten de doğrudur. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de bu gerçeğe şöyle işaret etmiştir: “Kim bana, iki bacak arasını (tenasül uzvunu) ve iki dudak arasını (dilini haramlardan) koruyacağını garanti ederse bende ona cenneti garanti ederim.” (Buhari, sahih; 6807) Bir önceki yazımızda inkâra meydan bırakmayacak şekilde rabıtanın ayetlerden birkaç delilini ortaya koymuştuk. Ancak 1400 yıllık ulemanın icmasını hiçe sayacak kadar cinnet geçirmiş ve ayetlere, 1400 yıllık ulemanın usulünü bırakarak kafasına göre mana veren bazı vahhabiler itiraz ettiler. Ancak rabıtanın şirk olduğuna dair delil is-tememize rağmen laf dalaşı yaparak ve alakasız ayetleri delil zannederek işi kaynattılar. Davamızda ve iddiamızda sabitiz elhamdü lillah… Hiç kimse rabıtanın şirk olduğuna dair delil getiremez. ALLAH celle celâlühû Kitabı’nda neyi helâl yaptıysa, o helaldir. Neyi haram yaptıysa, o haramdır. Ne hakkında da sustu ise, o affedilmiş bir şeydir (mubahtır). O hâlde ALLAH celle celâlühû’dan âfiyetini kabûl ediniz. Zîra ALLAH celle celâlühû hiçbir şeyi unutmaz. Sonra, (Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem) “Rabbin unutan değildir (unutmaz)” [Meryem:64] âyetini okudu. [Bezzâr ve Hâkim Ebû’d-Derdâ’dan merfû’ olarak. Hâkim, isnâdı sahîhtir, Bezzâr da isnâdı sâlihtir dediler. Benzerlerini, Ebû Dâvud (3800), Tirmizî (1726), İbn-i Mâce (3367) Taberânî (es-Sağîr:1111, el-Kebîr:6124,6159), Dârekutnî (4:298), Beyhaki (10:12) ve diğerleri merfû’ ve mevkûf bir çok yolla rivâyet etmişlerdir.], Geniş bilgi ve tahlîller için İbn-i Receb el-Hanbelî’nin Câmiu’l-Ulûm ve’l-Hikem’ine bakılabilir: 2/150-173, Müessesetü’r-Risâle, 1412 Bir usül kaidesi vardır; “Eşyada (her şeyde) asıl olan haramlığına bir delil yoksa ibahadır (mübah olmaktır. Mübah;
Din
RABITA-İ ŞERİFE -1-
Rabıta-i şerife, vasıl-ı ilallah olmaya (manen ALLAH’a ulaşmaya, yaklaşmaya) vesiledir. Rabıtayı inkâr edenler ya rabıtanın neyden ibaret olduğunu bilmiyorlardır ya da tarikatın amacını anlamıyorlardır. Tarikatın asıl amacı; kişinin, ameline devamlılık kazandırmak, amelini arttırmak ve imanda yakîne, ihsan makamına (ALLAH’ı görür gibi ibadet etme haline) ulaşabilmesini sağlamaktır. Rabıta inkârcıları rabıtanın şirk olduğunu söylerler. Ancak rabıtanın şirk olduğuna dair, ayet değil, sahih hadis değil, zayıf bir hadis bile delil getiremezler. Sadece müşriklerin kendilerine ibadet yaptıklarını itiraf ettikleri putlarla alakalı ayetleri tamamen dar kafalarına göre yorumlayıp kendilerini avuturlar. Hâlbuki en cahil sofi bile şeyhine ibadet etmenin şirk olduğunu bilir ve asla böyle bir şey yapmaz. Biz ise rabıtayı, Kitap (Kur’an), sünnet, icma, kıyas ve aklî delilleriyle ortaya koyacağız inşallah… RABITANIN AYETLERDEN DELİLLERİ: “O'na (yaklaşmaya ve varmaya) vesîleyi arayınız.” (Mâide: 35) Şimdi bir aklı evvel çıkıp buradaki vesile rabıtadan başka bir şeydir derse, biz de deriz ki, bu ayette ALLAHımız celle celalühu vesileyi mutlak söylemiştir yani her türlü vesile bu ayetin kapsamındadır. Ancak ayet ve hadislerde yasaklanmış olanlar müstesnadır (hariçtir). Çünkü onlar Şâri’ celle celaluhu tarafından yasaklanmıştır. Zaten ALLAHımızın yasakladığı vesilelerle ALLAH’a yaklaşılamayacağı herkesin malumudur. Rabıtayı, vesilenin dışına çıkarabilmek için vesilenin mutlak olarak zikredildiği bu ayeti kayıtlayacak bir delil lazımdır. Delil yoksa neuzü billah bu, ALLAH’a dinini öğretmeye çalışmak olur. Vesilenin manası mutlak olunca rabıta da buraya dâhildir ve vesilelerin en üstünüdür. Çünkü vesile Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve O’nun yolunu takip eden varisleri olan
Din
Reklam