İnsanın başına ne gelirse dilinden gelir, derler. Gerçekten de doğrudur. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de bu gerçeğe şöyle işaret etmiştir: “Kim bana, iki bacak arasını (tenasül uzvunu) ve iki dudak arasını (dilini haramlardan) koruyacağını garanti ederse bende ona cenneti garanti ederim.” (Buhari, sahih; 6807)
Bir önceki yazımızda inkâra meydan bırakmayacak şekilde rabıtanın ayetlerden birkaç delilini ortaya koymuştuk. Ancak 1400 yıllık ulemanın icmasını hiçe sayacak kadar cinnet geçirmiş ve ayetlere, 1400 yıllık ulemanın usulünü bırakarak kafasına göre mana veren bazı vahhabiler itiraz ettiler. Ancak rabıtanın şirk olduğuna dair delil is-tememize rağmen laf dalaşı yaparak ve alakasız ayetleri delil zannederek işi kaynattılar. Davamızda ve iddiamızda sabitiz elhamdü lillah… Hiç kimse rabıtanın şirk olduğuna dair delil getiremez.
ALLAH celle celâlühû Kitabı’nda neyi helâl yaptıysa, o helaldir. Neyi haram yaptıysa, o haramdır. Ne hakkında da sustu ise, o affedilmiş bir şeydir (mubahtır). O hâlde ALLAH celle celâlühû’dan âfiyetini kabûl ediniz. Zîra ALLAH celle celâlühû hiçbir şeyi unutmaz. Sonra, (Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem) “Rabbin unutan değildir (unutmaz)” [Meryem:64] âyetini okudu. [Bezzâr ve Hâkim Ebû’d-Derdâ’dan merfû’ olarak. Hâkim, isnâdı sahîhtir, Bezzâr da isnâdı sâlihtir dediler. Benzerlerini, Ebû Dâvud (3800), Tirmizî (1726), İbn-i Mâce (3367) Taberânî (es-Sağîr:1111, el-Kebîr:6124,6159), Dârekutnî (4:298), Beyhaki (10:12) ve diğerleri merfû’ ve mevkûf bir çok yolla rivâyet etmişlerdir.], Geniş bilgi ve tahlîller için İbn-i Receb el-Hanbelî’nin Câmiu’l-Ulûm ve’l-Hikem’ine bakılabilir: 2/150-173, Müessesetü’r-Risâle, 1412
Bir usül kaidesi vardır; “Eşyada (her şeyde) asıl olan haramlığına bir delil yoksa ibahadır (mübah olmaktır. Mübah;