Qemaliboz

"Başın sağ olsun"
İfadesi hep ilginç gelmiştir, giden gitti ama sen sağsın diyen, acıyı hafifletmeyen bir ifade. Bugün öğrendim ki; Baş kelimesi Anadolu Türkçesinde "yara" demekmiş, sağ olsun da "sağalsın"ın dönüşmüş hali yani "Yaran İyileşsin" demekmiş. Yaralarımız hep iyileşsin inşâ'Ellah...
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·
Beğendi
Hani bilir misiniz bir Zeyd bin Sabit vardı. "Peygamberimi yahudiler yanlış bilgilendirebilir" diyerek 15 gün de ibranice öğrenen ve Peygamberimiz ile görüşen yahudilere çevirmenlik yapan on altı yaşındaki Zeyd bin Sabit... Şimdi üç yaşındaki çocuklarımıza ingilizce öğretmeye başlıyoruz ve üniversite bitene kadar ingilizce görüyor. Yetmiyor yabancı ülkelere dil öğrensin diye gönderiyoruz. Bunca çabaya rağmen 30 yaşına gelmiş adam adını söylemekten başka iki kelime ingilizce konuşamıyor. Ama tam bir ingiliz gibi yaşıyor. Sonra da burada; "Kudüs bizim onurumuzdur" diye slagon atıyoruz. Yahudi gibi yaşayıp Müslümanca söylemlerle olmuyor kardeşlerim. Böyle ne Kudüs özgür olur, ne Şam, ne Halep... Bu gidişle İstanbul'u, Ankara'yı kaynedecegiz... Adamlar bizim kutsal değerlerimize hakaret eden yazılar yayınlıyorlar, biz ise o yazıyı çevirecek çevirmen arıyoruz. Ama ingiliz yemeklerini, markalarını, yaşam şeklini sorsan hepimiz biliriz. Çorabının yerini dahi annesine soran 25 yaşındaki delikanlı ile tek derdi kırılan ojeli tırnağı olan hanım kızımız ile bu aşamada biz Kudüs'u özgür yapamayız. Hani bir de Usame vardı. Bizans'ın üzerine gidecek bir ordu hazırlanıyor ve onca babayiğit sahabe kendisinin o orduya komutan olacağını düşünerek bekliyor. Lakin Peygamberimiz 17 yaşındaki Usame'yi komutan tayin ediyor. Çünkü o 17 yaşındaki delikanlının orduyu hiç zaiyata uğratmadan geri getirecek kadar bu işe vakıf olduğunu biliyor. Kaçınılmaz olan büyük bir savaşın içine adım adım ilerliyoruz ve bizim gençlerimizin birçok şeyden haberi yok. Israil tam 12 yıldır ana okulundaki çocuklara bile savaş platformları kurarak silah kullanma ve hedefi vurma tekniklerini öğretiyor. Dikkat ediniz bu çocuklar 3 ile 6 yaş arasındaki çocuklar... Diğer türlü 10 yaş üstü her çocuk haftada bir
1000Kitap
Hz. Zeyd Bin SâbitÖmer Cide · Beyan Yayınları · 201923 okunma
Az evvel çok güzel bir duâya denk geldim, "Ellahü teâlâ sizi Sabah Namazı kaçırılmayan evlerde yaşatsın." Âmin.
Din
yani asolan Lisan-i Hâl'dir
'Ayinesi İştir Kişinin Lafa Bakılmaz.. Şahsın Görünür Rütbe-i Aklı Eserinde demiş.. Ziya Paşa
1000Kitap
Puan vermedi
TEVFİK FİKRET; Abdülhamit han hazretlerine düşman, Ermeni teröristlere hayrandı... BİR İMPLANT AYDININ VE OĞLU HALUK’UN DRAMI. Tevfik Fikret, 1905’te Ermeni çetecilerin Abdülhamit’e suikast girişimini can-ı gönülden desteklemiş, Abdülhamit ölmeyince duyduğu üzüntüyü Bir lahza-i taahhür / Bir anlık gecikme, adlı şiiriyle dışa vurmuştu. Bunu daha önce yazmıştım. Fikret, Batı hayranıydı. 1909’da Abdülhamit’in tahttan indirilmesini sevinçle destekledi. Ama bu kısa sürdü. 15 gün sonra Yıldız Sarayı ve hazine Yane Sandanski liderliğindeki Bulgar çeteleri ile Enver Paşa önderliğindeki İttihat Terakki tarafından soyulunca, Tevfik Fikret dehşet içinde uyandı. Bu kez, “Yiyin efendiler yiyin / Bu han-ı yağma sizin. Aksırınca tıksırıncaya kadar yiyin” diye yazdı. Ama batı hayranlığı iliklerine işlemişti. Batı’dan kopamadı. Oğlu Haluk, Aşiyan’da Hıristiyan hayranlığının zirve yaptığı bir ortamda büyüdü. Tam adı Hüseyin Haluk Fikret, Tevfik Fikret’in önce Hıristiyan sonra papaz olan oğlu. Kendisiyle yapılan bir söyleşide şunları diyordu: “Keşke ben de babam gibi güzel şiirler yazabilseydim. Güzel resimler yapabilseydim. Ama olmayınca olmuyor. Din değiştirmemin yakınlarımı mutlu etmeyeceğini bilmiyordum. Ancak ilkokul dâhil, öğrenimimin tamamını Hristiyanlık inancının kendini açıkça hissettirdiği kurumlarda yaptım. Ancak gene de İslamiyet ve Türkiye’ye toz kondurmadım. Düzgün bir insan olarak kendimi herkese kabul ettirdim. Babamın adını kirletecek, onun ruhuna acı verecek en ufak bir hareketim olmadı. Doğduğum ülkeyi her fırsatta yücelttim. Daima Türk kökenli olarak bilindim ve bundan da gurur duydum. İsmim doğduğumda neyse, şimdi de O: Hüseyin Haluk Fikret...” O, herkesin değiştiremeyeceği bir kaderinin olduğunu söylüyor ve durumunu böylece kabulleniyordu. Diyordu ki: -“Rahip
1000Kitap
Tevfik FikretMehmet Kaplan · Kültür ve Turizm Bakanlığı · 1986324 okunma