Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol

Ziya Paşa

Ziya PaşaTerci-i Bend ve Terkib-i Bend yazarı
Yazar
8.5/10
90 Kişi
474
Okunma
160
Beğeni
10,3bin
Görüntülenme

Hakkında

1825 yılında İstanbul'da dünyaya geldi (Doğum yılını 1829 olarak gösteren kaynaklar da vardır.) Babası, Galata Gümrüğü'nde kâtiplik yapan Erzurum'un İspir ilçesinin Kerab köyünden Ferideddin Efendi, annesi Itır Hanım'dır. Asıl adı "Abdülhamid Ziyaeddin'" dir.Öğrenimine Kandilli’de başladı; Süleymaniye yakınlarındaki “Mekteb-i Ulum-i Edebiye”’de devam etti. Özel derslerle Arapça ve Farsça öğrendi.Bir süre Sadaret Mektub-i Kalemi'nde katip olarak çalıştı. Bu sırada devam ettiği Arapça ve Farsça dersler ile klasik edebiyatta ustalığını ilerletti;devrin şair ve alimlerinin bir araya geldiği Lebib Efendi Konağı’ndaki toplantılara katıldı.Şairlikte ve Sadaret Kalemi’ndeki başarılarını takdir eden Sadrazam Mustafa Reşit Paşa’nın aracılığıyla 1855'te sarayda Mabeyn Katipliği'ne atandı. Bu sırada Fransızca öğrendi. Molière’in Tartuffe adlı eserini “Tartüf yahut Riyanın Encamı” adı ile çevirerek Türk edebiyatının ilk manzum tercüme piyesini ortaya koydu. Louis Viardot’un “Endülüs Tarihi”, Cheruel ve Lavelle adlı yazarların “Engizisyon Tarihi” adlı eserlerini Fransızcadan Türkçeye çevirdi. Bir yandan da Hersekli Arif Hikmet Bey’in Laleli’deki evinde düzenlenen Encümen-i Şuara Topluluğu toplantılarına katıldı.1859’da Mustafa Reşit Paşa’nın vefatından sonra sadrazam olan Mehmet Emin Ali Paşa ile anlaşamadığından yeni görevlere atanarak saraydan uzaklaştırıldı. Bu sırada yazdığı “Terci-i Bend” şiiri ile ilk defa edebiyat alanında ün sağladı. 132 beyit uzunluğunda, divan tarzında bir eser olan bu şiirde kainat ve dünyayı yeni bir bakışla kavrama çabası görülür ve devrin hükümeti üstü örtük olarak eleştirilir.Saraydan uzaklaştırıldıktan sonra önce Atina elçiliğinde görevlendirilen Ziya Paşa, 1861'de Kıbrıs Mutasarrıfı oldu ve “Paşa” ünvanını aldı; Kıbrıs’ta sıtmaya yakalandığı gibi bir çocuğunu ve babasını orada kaybetti; 1863'te Amasya, 1865’te Canik Mutasarrıfı oldu; 1866’da İstanbul’a dönebildi; Kıbrıs dönüşü hasta olan eşini de kaybetti.Yönetime muhalif olan İttihak-ı Hamiyet Cemiyeti'nin (sonraki adıyla Yeni Osmanlılar) üyesi olan Ziya Paşa, Diyarbakırlı Flip Efendi’nin çıkardığı Muhbir Gazetesi’ndeki hükümeti eleştiren yazılar yayımlaması yüzünden Nisan 1867’de yeniden Kıbrıs'a atandı. Avrupa’ya kaçışı Kısa bir süre önce saraya küskün olarak Paris’e yerleşen Osmanlı devlet adamı ve Mısır prensi Mustafa Fazıl Paşa, İstanbul'a gönderdiği bir adamı vasıtasıyla Ziya Paşa’yı ve birkaç ay önce Erzurum’a vali muavini olarak atanan ancak gitmeyen Namık Kemal’i Paris’e davet etti; onlara geçimlerini sağlayacak kadar para tahsis edeceğini bildirdi. İki şair, Avrupa’ya gidip Mustafa Fazıl Paşa’nın koruyuculuğunda kalemleri ile hükümete muhalefet etme teklifini kabul ettiler. Kendilerine gerekli gördükleri kimseleri de beraberinde getirebilecekleri bildirilmişti. Ali Suavi ile Agah Efendi’yi de davete karar verdiler. Mithat Paşa’yı gidişlerinden haberdar ettikten sonra birlikte Fransız Büyükelçiliğinin yardımı ile ülkeden kaçarak İtalya’nın Messina Limanına gittiler. Avrupa yılları Ziya Paşa, Namık Kemal ve Messina’da buluştukları Suavi Efendi, 30 Mayıs 1867’de Paris’e vardı. Mustafa Fazıl Paşa’yı konağında ziyaret ettiler. Yaşça büyüklüğü nedeniyle Ziya Paşa grubun lideri durumundaydı.Avrupa hayatı Paris’te başlayan Ziya Paşa, kısa bir süre sonra Paris sergisi için şehre Osmanlı Sultanı Abdülaziz’in gelecek olması nedeniyle geçici olarak ülkeden ayrılmayı uygun buldu. 30 Haziran 1867’de Namık Kemal, Agah ve Suavi Efendilerle birlikte Londra’ya gitti. Ziya Paşa, Abdülaziz’in Avrupa seyahatinin devamında Londra’ya gelmesi üzerine Brighton’a çekildi ancak Sultan’a “Ziya Paşa’nın Arzuhali” adlı dilekçe şeklinde yazılmış eserini sundu. Eser, sadrazam Ali Paşa aleyhine yazılmış siyasi tenkit ve hicivdir. Yeni Osmanlılar, Abdülaziz’in seyahatinden sonra çalışma programını oluşturdular; bu programa göre Namık Kemal ve Ziya Paşa’nın "Hürriyet" adlı bir gazete çıkarması kararlaştırıldı. Hürriyet'in ilk sayısı, 29 Ağustos 1868’de çıktı. Bu ilk sayıda Ziya Bey’in Osmanlı kabinesini yeren bir yazısı yayımlandı. Yazı, Abdülaziz ile barışıp İstanbul’a dönmüş olan Mustafa Fazıl Paşa’nın istediğinden çok daha ağır bir makale idi; Mustafa Fazıl Paşa bu nedenle Genç Osmanlıları tahsisatlarını kesmekle tehdit etti. Genç Osmanlılar’ın eleştirel yazılarına engel olmak için Hariciye Nazırı Fuat Paşa da daha önce Londra elçisine bir yazı göndererek bu yayınların İngiliz hükümeti ile anlaşarak durdurulmasını istemişti.Bu nedenle Ziya Paşa İngiltere’de soruşturmaya uğradı ve kefaletle serbest kalabildi. Mustafa Fazıl Paşa’nın yardımlarının gittikçe azalması üzerine Mısır Hidivi İsmail’in desteğini kabul eden Genç Osmanlılar, bu destek ile gazeteyi çıkarmayı sürdürdüler. Namık Kemal’in yönetiminde çıkarılan gazetede zaman zaman Namık Kemal ve Ziya Paşa’nın birbirine zıt fikirler içeren makaleleri yayımlandı. Ziya Paşa’ya göre ülkenin içinde bulunduğu kötü durumun sebebi vezirlerin suistimali, Namık Kemal’e göre ise sistemin bozukluğu idi. Ziya Paşa yazılarında açıkça Ali Paşa hükümetine hücum ediyordu. Bu durum, Ali Paşa ile anlaşamayan Mısır Hıdivi’ni memnun ediyordu. Ancak Namık Kemal Mısır Hidivi aleyhine polemik yürütüyordu.Aralarındaki anlaşmazlık, Namık Kemal’in Mustafa Fazıl Paşa’nın isteğine uyarak 6 Eylül 1869’da gazeteden ayrılmasına yol açtı. Öfkeye kapılan Ziya Paşa, elindeki toplu parayı Mustafa Fazıl Paşa’ya geri gönderip Cenevre’ye çekildi.Hidiv İsmail’in kendisiyle temas kurup destek sağlaması üzerine 13 Eylül 1869’dan itibaren gazete Cenevre’de Ziya Paşa yönetiminde çıkmaya başladı. Ziya Paşa bir süre sonra Londra’ya geçti ve burada da Hürriyet'i yayımlamayı sürdürdü. Gazetenin 78. sayısında Ali Suavi’nin “Ali Paşa Muhakemesi” başlıklı makalesinde bulunan “Ali Paşa’nın öldürülmesi gerektiği” yolundaki ifadeler nedeniyle İngiliz makamları tarafından tutuklanan Ziya Paşa, kefalet ile serbest kalınca Fransa’ya kaçtı. 1870 yılı Nisan ayında İsviçre’ye geçti ve yeni bir matbaa kuramayınca Hürriyet'i 89. sayıdan itibaren taşbasması olarak çıkardı.Gazete, son sayısını 29 Mayıs 1870’de yayımladıktan sonra kapandı. Hürriyet'in kapanmasından sonra yeni bir gazete çıkarmak isteyen ancak bunu başaramayan Ziya Paşa'nın İstanbul’a dönmesine sadrazam Ali Paşa’nın ölümünden (8 Ağustos 1871) sonra izin çıktı. İstanbul yılları İstanbul’a döndükten sonra 1872-1876 arasında çeşitli memuriyetliklerde görevlendirildi. Bir süre geçim sıkıntısı çekti. Abdülaziz’in tahttan indirilmesi ve yerine II. Abdülhamit’in tahta çıkarılmasından sonra kurulan Anayasa Komisyonunda yer aldı. Bu sırada Maarif Müsteşarlığı görevinde idi ancak müsteşarlığın işlerinden ziyade anayasa hazırlıkları ile uğraştı.Anayasanın 23 Aralık 1876’da ilan edilmesinden sonra Genç Osmanlılar’ı tutuklama ve sürgünlerle çevresinden uzaklaştıran padişah Abdülhamit, Ziya Paşa’yı İstanbul’dan uzaklaştırmak için vezir rütbesi ile Suriye’ye vali olarak gönderdi. Valilikleri Üç buçuk ay süren Suriye valiliğinden sonra Konya’da bir yıl valilik yapan ve eğitimle ilgili çalışmalar gerçekleştiren Ziya Paşa, son olarak 1878 yılında Adana’ya vali olarak atandı. Adana’da eğitim ve kültür alanında faaliyet gösterdi. Bursa valisi Ahmet Vefik Paşa’yı örnek alarak bir tiyatro binası inşa ettirdi, temsil vermek üzere İstanbul’dan bir tiyatro heyeti getirtti ve Fransızcadan piyes tercüme etti. İmarla ilgili faaliyetlerde bulundu; Gülek nahiyesinde bir rüştüye açtı. Ölümü 2 yıla yakın valilik yaptığı Adana’da 17 Mayıs 1880’de sirozdan hayatını kaybetti. Büyük bir cenaze töreninin ardından Adana Ulu Camii yanına defnedildi. 1881 yılında Adana valisi Abidin Paşa tarafından Ziya Paşa için türbe yaptırıldı. Türbenin etrafı 1960'larda park haline gelmiştir. Çocukları İki evlilik yapmış olan Ziya Paşa'nın ilk evliliğinden Hayali Bey, Seniha Hanım, Vahid Ziya Bey adlı üç çocuğu olmuştur; ikinci evliliğini Saadet Hanım ile yapmıştır.
Tam adı:
Abdülhamit Ziyaeddin
Unvan:
Yazar ve Şair
Doğum:
İstanbul, 1825
Ölüm:
Adana, 17 Mayıs 1880

Okurlar

160 okur beğendi.
474 okur okudu.
19 okur okuyor.
435 okur okuyacak.
25 okur yarım bıraktı.
Reklam

Sözler ve Alıntılar

Tümünü Gör
"Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz..."
Sayfa 130 - Karbon KitaplarKitabı okudu
"Kim kardeşi için bir kuyu kazarsa içine kendisi düşer."
Sayfa 86 - Karbon KitaplarKitabı okudu
Reklam
Bilmem ki muktezâ-yı nizâm-ı cihân mıdır? Dâim cihânda câhil olur mes'adet-nümûn! (Bilmem dünyanın düzeninin gereği midir, Hayatta hep cahiller saadet içindedir.)
Zâhirde görüp bizleri sanma ukalâyız, Biz bir sürü âkil sıfatında budalâyız. (Bizleri görüp de akıllıyız sanma. Biz, akıllı sıfatında bir sürü budalayız.)
"Ainesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde."
"Yaşarken tuz katmazlar aşına, Methiyeler düzerler mezar taşına..."
Ziya Paşa
Ziya Paşa
Âsâf'ın mikdârını bilmez Süleyman olmayan
Âsâf'ın mikdârını bilmez Süleyman olmayan Bilmez insan kadrini âlemde insan olmayan Zülfüne dil vermeyen bilmez gönül ahvâlini Anlamaz hal-i perişanı perişan olmayan Rızkına kani' olan gerdûna minnet eylemez Âlemin sultanıdır muhtâc-ı sultân olmayan Kim ki korkmaz Hak'tan ondan korkar erbâb-ı ukûl Her ne isterse yapar Hak'tan hirasan
Reklam
Günaydınnnn 1k
Âlim ile konuşursan alırsın mertebe, Cahil ile konuşursan dönersin merkebe.
Ziya Paşa
Ziya Paşa

Yorumlar ve İncelemeler

Tümünü Gör
112 syf.
7/10 puan verdi
Engizisyon
Batılı devletlerin Osmanlı'ya azınlık hakları ile ilgili baskı yaptığı bir dönemde Ziya Paşa iki Fransız tarihçinin güvenilir eserlerini tercüme ederek bu eseri yazmıştır. Amacı "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz" sözünde kastettiği gibi batılı devletlere önce kendinize bakın sonra bizim işlerimize karışın demektir. Eserde "Engizisyon" kuruluşunu baştan sona kadar icraatlarıyla anlatmış. Gerek Hristiyanlara gerekse Müslümanlara yapılan zulümler dile getirilmiş...
Engizisyon Tarihi
Engizisyon TarihiZiya Paşa · Karbon Kitaplar · 201994 okunma
160 syf.
8/10 puan verdi
·
3 günde okudu
Sırmalı altın semer vursan da eşek yine eşektir.
Fani dünyada incinmek istemiyorsan, Kimseyi incitmeyecek şekilde hareket et.
Ziya Paşa
Ziya Paşa
, özellikle lise dönemlerimde neredeyse idolüm diyebileceğim, beyitlerinin çoğunu ezbere bildiğim benim için yeri ayrı olan bir şahsiyet. Tanzimat döneminde birçok eser vermiş, Türk Edebiyatının öncülerinden aynı zamanda Osmanlı devletinde önemli kademelere yükselmiş bir fikir adamı ve şairdir.
İbrahim Şinasi
İbrahim Şinasi
ve
Namık Kemal
Namık Kemal
ile birlikte Osmanlıcılık akımının savunucusu olmuştur. Bu kitabında hayata karşı bir sorgulama hem de yaşadığı devirdeki devlet meselelerine dair tenkit - dönem eleştirisi - söz konusudur. Felsefe-Düşünce altyapılı bir şiir kitabı olduğunu söyleyebilirim. Ne yazık ki
Ziya Paşa
Ziya Paşa
'yı bilmeyen, tanımayan birçok insan var. Kesinlikle okunması bilinmesi gereken edebiyat tarihimizde önemli bir figür. ❝
Tercî-i Bend Terkîb-i Bend
Tercî-i Bend Terkîb-i Bend
❞ Bir yerde melodini takdir edecek kulak yoksa Nefesini boşuna tüketme, mekânını değiştir. Bizleri görüp de akıllıyız sanma, Biz, akıllı sıfatında bir sürü budalayız. Nush ile yola gelmeyeni itmeli tekdir Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötekdir Dünyayı arasan insanlığın binde birini bulamazsın, İnsan görünen eşekleri insan mı sanırsın? ● ZİYA PAŞA (1825-1880) ●
Tercî-i Bend Terkîb-i Bend
Tercî-i Bend Terkîb-i BendZiya Paşa · Beyan Yayınları · 2018173 okunma
512 syf.
10/10 puan verdi
·
15 günde okudu
Anlamak için...
Her asırda Müslüman ve diğerlerinin savaşı olmuştur. Ama bu kadar iç içe mücadelenin olduğu ve insan hırslarına kurban gittiği memleket yok kanaatimce... Başa gelen kişiler sırf hırslarından dolayı hristiyanlığa bile geçmişler. Endülüs tarihi kesinlikle bilinmeli çünkü şu anki hâlimizi anlayabilmek belki de böyle daha çok mümkün olabilir. Ziya Paşa'nın daha önce hiç kitabını okumamıştım. Ama bu kitabı okuduktan sonra gördüm ki gerçekten hem tarihi çok güzel anlatmış hem de o zamanki duyguları çok güzel aktarmış. Bir tarihçinin objektif olması veyahut ondan bunu beklemek kesinlikle saçmalıktır. Bizim gözümüzle bakıp anlattı için çok değerli bir kitap. Hristiyan tarihçilerinin yazdığı tarihi kabul edip Türkçe tarih kitabı yazanlar kimin tarafında hiç anlamıyorum zaten... Onlarınki tarihî gerçek kaynaklar ama Müslüman bilim adamlarının , âlimlerin yazdıkları ikincil kaynak olarak almak kesinlikle karaktersiz bir tarihçiliktir. Bu şekilde yazılmış kitaplardan ve kişilerden uzak durun. Herkesin bir tarafı vardır ve bu kitap Müslümanların tarafında olan birinin yazdıklarıdır , önemlidir.Mutlaka okuyun!
Endülüs Tarihi
Endülüs TarihiZiya Paşa · Mostar Yayınları · 2012101 okunma