Zafername

Ziya Paşa
Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 40 dk.
Sayfa Sayısı:
200
Basım Tarihi:
1977
Yayınevi:
Tercüman
ISBN:
9786055261443
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Zafername
9/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2025 164. kitabı
Şunu söyleyebilirim ki dili oldukça ağırdır. Manzum bir şekilde yazılmıştır. Ziya Paşa, Ali Paşa'yı öyle bir hicvetmiş ki, okurken ilk başta övdüğünü zannedersiniz. Ali Paşa'nın Girit'teki başarısızlıklarını zafermiş gibi vurgulayarak, alt yapıda onu yerden yere vurmuştur. Özellikle bu şiiri mesnevi tarzı kafiye ile yazmış olması, müthiş bir ahenk sağlayarak konu serbestliği yaratmıştır. Bu da Ziya Paşa'yı, Ali Paşa'yı yererken gayet rahat bir dil kullanmaya sevk etmiştir.
Duygu ve Düşünce
ZafernameZiya Paşa · Tercüman · 197723 okunma

Yazar Hakkında

Ziya PaşaYazar · 11 kitap
1829 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Babası, Galata Gümrüğü'nde kâtiplik yapan Erzurum'un İspir ilçesinin Kerab köyünden Feridüddin Efendi, annesi Itır Hanım'dır. Asıl adı "Abdülhamid Ziyâeddin'"dir. Öğrenimine İstanbul Kandilli'de başladı. Süleymaniye yakınlarındaki "Mekteb-i Ulum-i Edebiyye"ye devam etti. Arapça ve Farsça öğrendi. Bir süre Sadaret Mektub-i Kalemi'nde katip olarak çalıştı. Bu sırada devam ettiği Arapça ve Farsça dersler ile klasik edebiyatta ustalığını ilerletti; devrin şair ve alimlerinin bir araya geldiği Lebib Efendi Konağı’ndaki toplantılara katıldı. Şairlikte ve Sadaret Kalemi’ndeki başarılarını takdir eden Sadrazam Mustafa Reşit Paşa'nın aracılığıyla 1855'te sarayda Mâbeyn-i Hümâyun Katipliği'ne atandı. Bu sırada Fransızca öğrendi. Molière'in Tartuffe adlı eserini “Tartüf yahut Riyanın Encamı” adı ile çevirerek Türk edebiyatının ilk manzum tercüme piyesini ortaya koydu[3] Louis Viardot’un “Endülüs Tarihi”, Cheruel ve Lavelle adlı yazarların “Engizisyon Tarihi” adlı eserlerini Fransızcadan Türkçeye çevirdi. Bir yandan da Hersekli Arif Hikmet Bey’in Laleli’deki evinde düzenlenen Encümen-i Şuara Topluluğu toplantılarına katıldı. 1859’da Mustafa Reşit Paşa'nın ölümünden sonra sadrazam olan Mehmet Emin Ali Paşa ile anlaşamadığından yeni görevlere atanarak saraydan uzaklaştırıldı. Bu sırada yazdığı “Terci-i Bend” şiiri ile ilk defa edebiyat alanında ün sağladı. 132 beyit uzunluğunda, divan tarzında bir eser olan bu şiirde kainat ve dünyayı yeni bir bakışla kavrama çabası görülür ve devrin hükümeti üstü örtük olarak eleştirilir. Saraydan uzaklaştırıldıktan sonra önce Atina elçiliğinde görevlendirilen[6] Ziyâ Paşa, 1861'de Kıbrıs Mutasarrıfı oldu ve "Paşa" unvanını aldı; Kıbrıs'ta sıtmaya yakalandığı gibi bir çocuğunu ve babasını orada kaybetti. 1863'te Amasya, 1865'te Canik Mutasarrıfı oldu; 1866'da İstanbul'a dönebildi;[6] Kıbrıs dönüşü hasta olan eşini de kaybetti. Yönetime muhalif olan İttihak-ı Hamiyet Cemiyeti'nin (sonraki adıyla Yeni Osmanlılar) üyesi olan Ziyâ Paşa, Diyarbekirli Filip Efendi'nin çıkardığı "Muhbir" gazetesindeki hükûmeti eleştiren yazılar yayımlaması yüzünden Nisan 1867'de yeniden Kıbrıs'a atandı. 2 yıla yakın valilik yaptığı Adana’da 17 Mayıs 1880’de sirozdan hayatını kaybetti. Büyük bir cenaze töreninin ardından Adana Ulu Camii yanına defnedildi. 1881 yılında Adana valisi Abidin Paşa tarafından Ziyâ Paşa için türbe yaptırıldı. Türbenin etrafı 1960'larda park haline gelmiştir