Stoacı felsefenin temel taşlarından biri olan Enkheiridion, kelime anlamıyla tam bir "el kitabı" ya da "kılavuz". Kitabı genel olarak beğendiğimi söyleyerek başlayayım. Epiktetos’un oldukça sade, net ve anlaşılır bir anlatımı var; okuyucuyu felsefi terimlerle boğmuyor. Ayrıca bendeki baskının sonuna çevirmen tarafından eklenen açıklamalar, metnin arka planını ve dönemin mantığını anlamak açısından okuma deneyimini çok daha zenginleştirmiş. Bu eser için tam anlamıyla bir "öğütler kitabı" diyebilirim. Epiktetos, kontrol edebileceğimiz şeyler ile kontrolümüz dışında kalanlar arasındaki farkı örnekler ve tavsiyelerle anlatıyor. Sanki karşınızda bir felsefeci değil de hayata dair bilgece konuşan bir "halk adamı" var gibi hissediyorsunuz. Ancak dürüst olmak gerekirse, bu kitabı Marcus Aurelius’un Kendime Düşünceler eseri kadar çok beğenmedim. Kendime Düşünceler bana felsefi açıdan çok daha derin, düşündürücü ve eğitici gelmişti. Epiktetos’un kuralları ve öğütleri, Aurelius’un o muazzam içsel sorgulamalarının yanında biraz daha düz kalıyor. Yine de bu iki kitabın okunması gerektiğini düşünüyorum. Fakat burada bir okuma sırası tavsiyem var: Kesinlikle önce Epiktetos, sonra Marcus Aurelius okunmalı. Eğer ilk olarak Kendime Düşünceler’i okursanız, Enkheiridion onun o derin felsefi yönünün yanında biraz yavan kalabilir.