Bir zamanlar, denizlerin en derininde bir ada saklıydı. Bu ada haritalarda görünmez, pusulalarla bulunmazdı. Çünkü o ada, insanların yüreklerinde gizlenirdi. Bu adanın adı Mihri idi.
Mihri’nin kıyıları durgundu.. rüzgar bazen şarkılar fısıldar, bazen hıçkırıklar taşırdı. Kimi zaman yosunlarla örtülür, kimi zaman ışıkla parlar, ama her zaman sahibini beklerdi.
Her insanın içinde bir Mihri vardı, ama birçok kişi oraya gitmeye cesaret edemezdi. Çünkü adada saklıydı unutulmuş anılar, yarım kalmış cümleler, dile gelmemiş haykırışlar…
Kimileri uzaktan bakar, Burası benim olamaz, derdi. Ama ada en çok onlara aitti. Çünkü mihri adası, sahibinin bakışlarına göre değişirdi.
Bir gün karanlık bir zindan, bir gün çiçeklerle dolu bir bahçe.
Mihri’nin sırrı şuydu.
Onu gören, aslında kendi ruhunu görürdü.
Ve yolculukların en büyüğü, başka toprakları fethetmek değil, kendi Mihri’sinde bir ev kurmayı öğrenmekti.