Kaçgöçün asıl fenalığını aile içinde sebep olduğu felaketli muaşakalarda aramalıdır. Yabancı kadının ve erkeğin cemiyetten uzak tutulması yüzünden damat baldızını, kız eniştesini, kayınbirader yengesini seviverirdi. Romancılar da tabiidir ki, hem hakikate az çok uygun, hem de kıvırması kolay olduğundan eserlerinde hep bu gayritabii aşklara yer verirler, mevcut istidatlara yol açarlardı.
Zaten genç kızlar, evlerde analarının yanından ayrılmazlar; tek başlarına başka odalara girip uzun müddet duramazlar; uçacak bir kuş, kaçacak bir kedi gibi daima göz hapsindedirler.
Memur olmak hiçbir kayda tabi değildir; nazır istediğini kaç yaşında ve tahsili ne derecede olursa olsun memuriyete koyabilir; bir şartla ki, yazısı "hüsnühat"ta uygun ve işlek bulunsun; tefeyyüz etmeye bu, ekseriya kâfi gelir. Devam saati de yoktur; kaleme şafak vakti gelip güneş batıncaya kadar çalışanlar olduğu gibi bir uğrayıp çıkanlara, hatta ayda bir görünüp gidenlere de rastlanır.