İnsan, hayatı çoğu zaman yaşadığını sanır;
oysa günlerin büyük bir kısmı, farkına varmadan ezberlediği adımların tekrarından ibarettir.
Aynı sabahlara uyanır, aynı cümlelerle susar,
aynı korkulara başka isimler takarak katlanır.
Alışkanlıklar zamanla sığınak olmaktan çıkar, görünmez bir kafese dönüşür;
insan kendini güvende sanırken, ruhu yavaş yavaş daralır.
En acısı da şudur:
Kendi seçmediği bir hayatı, kendi kaderi zannetmeye başlar.
Oysa yaşamak; sadece nefes almak değil,
neden nefes aldığını sorabilme cesaretidir.
Ve insan, bu soruyu sormayı unuttuğu gün
hayata değil, alışkanlıklarına emanet eder kendini.