RK

-Birilerine kızmak istediğini biliyorum Ala, bunda haklısın. Yaşadıkların öyle hafife alınacak türden şeyler değil galiba ama Tanrı'ya kızma. Bunu sana o yapmadı. Bazen iyi insanların başına da kötü şeyler gelebilir. Bazen güçlü olabilmek için önce zayıf olmak, acı çekmek gerekebilir. Belki bu yaşadıkların sayesinde çok güçlü, hayatta çok başarılı bir kız olacaksın. - Henüz ne yaşadığımı bilmiyorsunuz ... Bu size anlattığım çok küçük bir pasajdı. .. ama okuduğum kitaplarda da acının insanı geliştirdiği yazıyor. .. O nedenle bu söylediğinizi bir teselli cümlesi gibi algılamayacağını ... Acıya sizin de yabancı olmadığınız belli ... Ayrıca hiç çaktırmasanız da çok duygulu bir yanınız var ... Biz istesek de istemesek de acı bu dünyada hep var ... ve var olmaya devam edecek ... Bunu ne siz durdurabilirsiniz, ne de ben ... İşte buradayım ... ve size teslim ettim kendimi ... Üstelik hiç anlatamam sandığım bazı şeyler anlattım size ... Belki bir gün devamını da anlatırım ...
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
- İntikam, kötülüğü unutturmaz. - Yaptıkları kâr mı kalsın yanlarına? ... Her suçun bir cezası olmalı. - Sen hukukçu olduğuna göre bunları benden daha iyi bilirsin. Her suçun bir cezası var zaten. İnsanlar yüz yıllardır dünyada mutlak adaleti sağlayacak bir hukuk sistemini yaratmaya uğraşıyorlar ama hala bu konuda çok başarılı olunduğu söylenemez. Kin ve öfke çok keskin duygulardır. İnsanın hem içini çok acıtır, hem de enerjisini yer. Buraya yatırılan enerji tam bir israftır. Keşke insanlar bu enerjiyi başka türlü kullanabilseler. - Ne demek istiyorsunuz? - Kin ve öfkeyle dolu olarak geçirilen bir hayatı düşünsene! Vurup kırmak, başkalarına zarar vermek bu öfkeyi azaltacağı yerde daha da arttırır. Bu duyguların kişinin kendisine verdiği zararı görmüyor musun? - İnsanlar keyfinden böyle olmuyor ama!. .. Kimse böyle yaşamayı istemez . . . Akıl öfkeyi durdurabilir mi? Ne kadar ilginç bir soru! Artık içindeki öfkeyi saklamıyor, hatta belki de bunu durdurmanın yolunu arıyor. - Durduramaz ama öncelikle kendisine zarar veren bu negatif enerjiyi bir başka tarafa yönlendirebilir. - Nereye mesela? - Ankara' da sık sık su boruları patlar ve tonlarca su yollara akar. Boşa akan bu su yüzünden trafik felç olur, arabalar kayar, insanlar ıslanır ve her taraf çamur deryasına döner. İşte öfke ve kin de insan için böyledir. Hem kendi iç kaynaklarını kurutur, hem de çevreye bir şekilde zarar verir. Ben, işim nedeniyle sık sık bu tür olumsuz duygularla iç içe yaşadığım için, bu manzarayı her görüşümde insanların içinden boşalan bu negatif duyguları hatırlarım. Boşa akan bu su başka yerlere kanalize edilebilirse, başta kişinin kendisi olmak üzere, hepimiz kazançlı çıkarız.
İşte böyle başlar duygular ince ince dışarı akmaya. Kolay mı insan olmak? Mümkün mü insan olup da acı çekmemek? İnsan insanın kurdudur diyen fılozof Thomas Hobbes ne kadar haklıymış! Düşünüyorum da, insanı, yine başka insanlar üzüyor en çok ... Taptığı, hayran olduğu, değer verdiği, muhtaç olduğu ve çok sevdiği insanlar. . . Düşmandan çok dostlar üzüyor. Analar, babalar, çocuklar, kardeşler, sevgililer üzüyor. Bu odada işte en çok bunları konuşur, bunları paylaşırız hastalarımla.
Sabahtan beri pek çok insan girip çıktı odama. Her biri ayrı bir sorunu, hayatın başka başka yüzlerini anlattı bana. Yaşlı, genç, kadın erkek, zengin, yoksul, köylü, kentli ama her biri hüzünlü insanlar. Bu dünyanın ölümlü olduğunu bilerek yaşayan insanoğluna hüzün yakışıyor ama acıyı sadece insana değil, hiçbir canlıya yakıştıramıyorum ben. lşin garibi yaptığım işte çoğu zaman acı var. Keyifli, mutlu insanların psikiyatride işi ne? Keyif ve mutluluk kanatlı bir kuşa benziyor, konduğu yerde uzun süre kalmıyor. Hüznü ve acıyı ise konduğu yerden kaldırmak zor ... Her ne kadar psikiyatri, hayatın pek çok yönünü ele almak zorunda olsa da, esas işi acıyla mücadele etmektir. Acı ise insanın olduğu her yerde kol geziyor.
Aslında mutlu olmak nedir ki? Tam olmak, içimizde sürekli kıpırdanıp duran karanlık duygulardan kurtulmak, derin bir oh çekip keyif, huzur ve heyecanı bir arada tadabilmektir ama insanoğlu için bunu becerebilmek o kadar kolay mı? Daha doğmadan başka türlü programlanmışız çünkü. İçimizde bizi hiç rahat bırakmayan, bizden sürekli bir şeyler isteyen, verdikçe alan, aldıkça istekleri durmadan değişen, arsız mı arsız bir şeyler var. Her istediğini versen bile veremezsin ya rahat durmaz. Her şeye çok çabuk sahip olmuş şımarık çocuklar gibidir. Bu sefer de verdiklerinden bıkar, olandan usanır, olmayanın peşine düşer. Adına mutluluk dediğimiz şey işte o olmayandır. Olmayanın peşine düşüp bir ömrü böyle geçirmek, kaderine söylenmek nasıl bir seçimse, bu gerçeği bir an önce fark edip mutluluğu kendi içimizde keşfetmek de bir o kadar bilinçli bir seçimdir.