RK

- Kadere inanır mısınız? İlginç bir zamanda, ilginç bir soru! Tam da zihnimden onun kaderiyle ilgili düşünceler hızla akarken soruyor bunu bana. - İnanırım. Değiştiremeyeceğimiz şeyler vardır hayatımızda. Örneğin dünyaya kimlerin çocuğu olarak geldiğimiz, tamamen bizim dışımızda gerçekleşir ve bu da neredeyse hayatımızın rotasını çizer. Ama ben yine de teslimiyetten yana değilim. Hep isyan eden, hep savaşan, hep bir şeyleri değiştirmeye çalışan bir kişiliğim vardır. Hastalarımı da genelde hep bu yönde yüreklendirmeye çalışırım. Tarih okuyorsan eğer kaderini değiştiren nice insanlar görürsün orada. Senin için de aynen böyle düşünüyorum. Yeteri kadar iyi savaşırsan kazanabilirsin. - Onun için buradayım ... Silahsız savaşabilir mi insan? - İnsan savaşmak için gerekli silahı kendisi üretmelidir. Sende göremediğim de işte bu! - Kazanmayı ne kadar istediğimi ... görmüyor musunuz? -İstediğini görüyorum ama bunun için savaştığını görmüyorum. Sen içindeki öfkeye teslim oluyorsun. Oysa zeki bir kızsın. Bir de kendinle barışabilsen! Kendini aşağılamak, çirkinleştirmek, başkaları tarafından itilmek, reddedilmek ve sevilmemek için elinden geleni yapıyorsun. - Bu da ... bir çeşit isyan ... olamaz mı? Bunun da bir çeşit isyan olabileceğini düşünmemiştim doğru- su ama neden olmasın? - Hiç böyle düşünmemiştim ama haklı olabilirsin. Belki bu da bir çeşit isyandır! Ama iki türlü isyan vardır. İsyan etmek için isyan etmek veya kazanmak için isyan etmek. Sen hangisini yapı- yorsun?
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
-Öyle ama şartlar önceden oluşmuşsa, sonuç kaçınılmaz olabiliyor. Toplu delilik, her zaman bireysel delilikten daha tehlikelidir, çünkü bulaşıcıdır ve insandan insana geçtikçe gördüğün gibi daha da gelişip değişiyor. Her insan kendinden bir şeyler katıyor ve bir süre sonra toplumun ihtiyaçlarına göre bambaşka bir şekil kazanıyor. Mikrobun mutasyona uğraması gibi bir şey yani!
Bana geldiği ilk günler söylemişti Tanrı'ya küstüğünü. Belki bu konuları etraflıca konuşursak, bu küslük biter. Tanrı'ya küsmek demek aslında kişinin kendisine küsmesi demektir, umutsuzluk, mutsuzluk, çaresizlik demektir. -Tanrı'ya küsmek, insanın kendisine küsmesi demektir Ala.
Hayal kırıklığı, onun en iyi tanıdığı duygulardan biri. Çok eskilere ait bir hikayede insanların yaşadığı hayal kırıklıkları bile onu derinden etkileyebiliyor. Düşünüyorum da, kimin hayatında hayal kırıklığı yok ki ama eğer bir insan isteklerinin hiçbirine kavuşamaz ve sürekli hayal kırıklığı yaşarsa, yaşama nasıl tutunur?
Zamanın bu kadar hızlı akması bazen hoşuma gidiyor çünkü ben o zamanı olabilecek en iyi şekilde geçirdiğimi düşünüyorum. Hastalarımla birlikte hüzünlensek de acının en keskinini paylaşsak da, odamdan çıkarken onların yüzünde gördüğüm küçücük de olsa bir umut kırıntısı, yorgunluğumu unutturuyor bana.