RK

Dikkat, tehlike!
... Fakat son yıllarda güvenlik ihtiyacımız o derece arttı ki her insanı potansiyel bir tehlike, her bilinmezliği bir tehdit gibi algılamaya başladık. Artık her seçimimizden en doğru, en etkili, en sağlıklı sonucu bekliyoruz. En iyi okul değilse çocuğumuzu yollamak istemiyoruz. Garantisi yoksa o işe girmiyoruz. Tam hayalimizdeki partner değilse ilişkiyi uzatmıyoruz. Rahatımız bozulacaksa ayrılmıyoruz. Sonuç istediğimiz gibi olmayacaksa hiç denemiyoruz. Söz verilmemişse o lafa inanmıyoruz. Hatta söz verilse bile bazen ıslak imzayı görmek istiyoruz. Sigorta yaptırıyoruz, dikenli tel çektiriyoruz, çelik kapı yetmiyor alarmlar taktırıyoruz. Güvenlik ihtiyacı türümüzün en temel, en doğal ihtiyaçlarından biri. Ama ihtiyaç nerede bitiyor, ihtiyaç fazlası ne ara başlıyor, son yıllarda sanırım hiçbirimiz pek ayırt edemiyoruz. Her şey tehlikeyi bertaraf etmek için. Bunca güvenlik önlemi ve bilinçli kaygının arasında kaybettiğimiz şey ise ya risk almanın getirdiği heyecan ve macera duygusu oluyor ya da hayatın iddia edildiği kadar tehlikeli olmayabileceğine dair o tatlı gamsızlık. Ege
Reklam
İSTANBUL'U DİNLİYORUM, GÖZLERİM KAPALI
Herkesin asıl derdinin kendisiyle olduğu bir dünyada, boşuna endişe ettiğimizi anlasak fena olmaz mıydı? Kimse için sandığımız kadar önemli olmadığımız gerçeğinin hafifliğiyle rahatlasak? Sınıfın iyi öğrencisi haline gelmeye bu kadar hevesli davranmaktansa kendimizin kahramanı olsak? Çoğu zaman mesele başkalarının ne düşündüğünden öte, bizim onların ne düşündüğünü düşünmemizden ibaret. Yani kocaman bir varsayımdan. Seçimlerimizi bu yük olmadan kendimiz için yaptığımızda tarifsiz bir haz duyacağımızdan şüphe yok.
ELİMİZİ DİREKSİYONDAN ÇEKELİM
Kontrol etme çabasının temelinde şüphesiz gelecek endişesi yatıyor. Çırpınıp duruyor, en kötü senaryoyu kurgulayabilme yetimizle kendimizi (ve varsa hikayedeki diğer kişileri) perişan ediyoruz. Neyin bizim için ( ve onlar için) iyi olduğundan bu kadar emin olmayalım. ... İşin ironik tarafı, kontrolü elden bırakmaya karar verdiğimizde birçok şeyin tam da istediğimiz gibi gittiğini veya daha önce aklımıza bile gelmeyecek bir biçimde lehimize geliştiğini görebiliriz. Begüm
Anlaşılmamakla barışmak! İdeal
En yakınımızla bile iki ayrı insanız. Anlamak ve anlaşılmak ise ihtimallerden sadece ikisi. Hatta çoğu kez en zor ve mucizevi olanı. Tam da bu nedenle, anlaşılmamakla barışmanın bir yolunu bulmalıyız sanırım. En çok da kendi huzurumuz için. Ege
HERKES KENDİ YOLUNDA
"Bu yıl geçen yıl olduğumuzla aynı insanlar değiliz; sevdiklerimiz de değil. Eğer biz değişirken, değişen bir insanı sevmeye devam ediyorsak bu çok mutluluk verici bir şanstır" demiş, yazar Somerset Maugham. İnsanın genellikle yaş aldıkça fark ettiği şeylerden biri de birbirimize verdiğimiz hiç değişmeme sözlerinin tutulabilir olmadığı sanırım. Elbette bu durum sevgimiz, aşkımız veya dostluğumuz yeterince güçlü, samimi ya da derin olmadığından değil. Değişim, tüm arzularımıza ve iyi niyetimize rağmen kaçınılmaz bir şey olduğundan. Fikirlerinden çok etkilendiğim onlarca yazar ve düşünür bir yana, bugüne kadar beni en çok çarpan dizilerden birinin (Six Feet Under) unutulmaz bir karakteri "Hayat, içine erdem atıp mutluluk aldığın bir otomat değildir" der. Özellikle yılın sonu geldiğinde ve iç muhasebeler tenimize batan bir kazak gibi hissettirdiğinde hatırlamakta fayda var bunu. Evet, belki kendimizi paralayarak çalıştık, ruhumuzu adayarak sevdik, örnek fikirler, tavırlar ve fedakarlıklar sergiledik. Ama yine de istediğimiz kadar mutlu olmadıysak demek ki mutluluğu yanlış bir şeylerle bağlantılandırıyoruz. İçeride huzursuzuz da sanki dışarıdan bir teselli bekliyoruz. Sürekli değişen ve kendi iç savaşlarını veren diğer insanlardan medet umuyoruz en çok. Çünkü dışarıdan baktığımızda her şey tanıdık ve alışıldık. Tepkileri umduğumuz gibi olmadığındaysa bazen onları, bazen de dönüp kendimizi kanatıyoruz. Eski bir yılı veya eski bir yaşı geride bırakırken kimsenin temelde bize karşı olmadığına inanmayı seçebilir miyiz? Herkes kendi değişim sürecinde, kendi çelişkileriyle didişiyor. Ucu bize de dokunuyorsa hepimiz insan olduğumuz için. Hayata bu acılar da dahil. Ve hayır, yeni bir yıl veya yeni bir yaş da farklı olmayacak. Ama biz her şeye rağmen yola devam edeceğiz. Ege
Reklam